.

.

E-posta Yazdır PDF

İmamı Rabbani kuddise sırruhu - 1

i.rab.kabr2.jpg İmamı Rabbani'nin k.s.Doğumu ve Hayatı

 971 Senesinde Serhend beldesinde doğmuştur. Burası Lahor ve Dehli arasında büyük bir beldedir. Evvelce burası aslanların çok bulunduğu bir orman imiş, ilk binaları sultan Firuz Şah zamanında yapılmaya başlanmış. Orda ilk yerleşen İmam Refiuddin, İmamı Rabbani’nin altıncı ceddidir. İşte evvelce aslanların arazisi iken sonradan hakiki aslan olan alimlerin arazisi olmuştur.

Doğumundan birkaç gün sonra hastalanınca babası onu Şeyhi Kemal Keyehteli el Kadiri’ye götürmüş, şeyhi ona korkmamasını tenbihlemiş ve ömrünün uzun olacağını müjdelemiş. Hallerinin güzelliğini, elinden kamil cezbe alacağını da ona haber vermiş. Dilini onun ağzına koyup onun diline Kadiri nisbetini akıtmış.


İmamı Rabbani babasının elinde edeble büyütüldü, Arapça ilimlerinin ilk kitaplarını ondan tahsil etti. Küçük yaşında Kur’anı ezberledi. İlim kitap larından pek çoğunun ibarelerini de ezberledi.

Daha sonra Seyalkot beldesine gidip orda Mevlana Kemaluddin Keşmiri’den bazı akli ilimleri son derece tetkik ve tahkikle tedris etti.

Mevlana Keşmiri’den hadis ilmi aldı. Bu zat zamanının derin alimle rinin büyüklerinden idi.

Hadis, tefsir ve usul kitaplarından icazet elde etti. Mesela Vahidi’nin üç tefsiri, Esbabı Nüzül, Beyzavi Tefsiri, Minhacul Vusul, Gayetul Kusva, Sahihi Buhari, Mişkât, Tirmizi’nin şemaili, Suyuti’nin Camius-Sağir’i ve diğerleri.

Ömrü on yedi yaşına henüz ulaşmışken ilim derslerini tamamlamış, usul ve furu’ hakkında tetkikleri itmam etmişti. İlim tedrisi esnasında Kadiri ve çeştiyye tarikını da babasından almıştı. Babasının hayatında taliplere tarikat talimi ve talebelere ilim dersleri ile meşgul olmuştur.

Bu esnada bazı risaleler yazmıştır. Risale-i Tehliliyye, Rafizilere reddiye, Nübüvveti İsbat Risalesi gibi.

Zekasının sür’ati, meselelere hemen vakıf olması, fesahat ve belağa tının son derece ilerde olmasıyla vaktinin alimleri tarafından takdirle karşılanmıştır.

<<Böyle büyük bir ilim hazinesi daha sonra maneviyat yoluna seyrederek tasavvufta önder olmuş, ikinci bin yılın müceddidi diye nam salmıştır. İşte bu zaman yeni yetme müçtehit taslakları, Nakşi büyüklerini ilimsizlikle vasıflayarak kendilerinin ne kadar cahil olduğunu göstermiş oluyorlar. Sahte, cahil, şeyh ve dervişlere bakarak Nakşi yolu ve büyükleri hakkında konuşanlar, çok yanılır ve iftiraya düşerler, kul hakkından kurtula mazlar. Aklı olan bunlara teslim olur, zahir ve batın ilimlerine nail olur, mevlanın has kulu olur, aksi takdirde cehli mürekkebini ilim zanneder de eli boş kalır.

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.