50 YILDIR AYNI TÜRKÜYÜ SESLENDİRİYORLAR
31 Temmuz 1959’da Türkiye’nin Avrupa Ekonomik Topluluğu’na yaptığı ortaklık başvurusu ile başlayan Avrupa Birliği ilişkilerimiz, 1987 yılında tam üyeliğe başvurmamızla hız kazanmıştı. 1999 yılında AB üyeleri tarafından aday olarak kabul edilen Türkiye, ancak 2005 yılında tam üyelik müzakerelerine başlamıştı. Daha çeşitli vesilelerle Türkiye’yi oyalayan ve Türkiye’nin kendi medeniyet birikimini ve gücünü Avrupa Birliği’ne yansıtmasını istemeyen Avrupalılar, bu defa da Avrupa Birliği’nin ilk başkanlığına seçilen Belçika Başbakanı Rompuy ile Türkiye’yi karşı karşıya bıraktılar. Bilindiği gibi Belçika Başbakanı, Türkiye karşıtı söylemleri ile biliniyordu. Rompuy, yaptığı açıklamalarında Avrupa Birliği’ni bir Hıristiyan kulübü olarak gördüğünü belirtmişti.
“AB BİR HIRİSTİYAN KULÜBÜ VE TÜRKİYE’NİN BURADA İŞİ YOK”
Avrupa Birliği’nin ilk başkanlığına seçilen Van Rompuy, Belçika parlamentosunun 5 yıl önceki bir oturumunda, Avrupa Birliği’ni bir Hıristiyan kulübü olarak gördüğünü ve bu kulüpte Türkiye gibi büyük ve Müslüman bir ülkeye yer olmadığını açıkça ortaya koymuştu. Rompuy, Belçika Başbakanı olmadan önceki bir konuşmasında; “Türkiye Avrupa’nın parçası değildir ve hiçbir zaman da olmayacaktır. Avrupa’da geçerli olan ve Hıristiyanlığın da temellerini oluşturan evrensel değerler, Türkiye gibi büyük bir İslam ülkesinin kabulü durumunda gücünü kaybedecektir” demişti.
ERBAKAN 40 YILDIR SÖYLÜYOR: AB BİR HIRİSTİYAN KULÜBÜDÜR
Son olarak AB için ‘bir Hıristiyan kulübü’ tanımlaması yapan Belçika Başbakanı Herman Van Rompuy’ın Avrupa Birliği’nin ilk başkanlığına seçilmesi, 40 yıldır bu konuyu gündeminden düşürmeyen Milli Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın haklılığını bir kez daha göstermiş oldu. Erbakan, 40 yıldır o zamanki adıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET), bugünkü adıyla Avrupa Birliği’nin (AB) bir Hıristiyan kulübü olduğunu, bu birliğe Türkiye’nin alınmasının mümkün olmadığını meydanlarda ve medyada her fırsatta dile getiriyordu. Erbakan, AB’nin Türkiye’yi oyaladığını ve toplumun artık kandırılmaması gerektiğini özellikle vurguluyordu.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|













