2. MEKTUBUN BAŞLIĞI VE KONUSU
İkinci
mektup, saltanatı yüce olan Hak Teala’nın yardımlarıyla yükselişler ve
inişlerin hasıl olmasını beyanı
hakkındadır.
İmamı Rabbani (kuddise sırruhu) Hazretleri bu mektubu büyük Şeyh'ine (Kuddise sırruhu) yazmıştır.
2. MEKTUBUN TERCÜMESİ
Şiir:
Sanki ben
bir bahçeyim ki onda,
tatlı
sularını yağdıran ilkbahar bulutu var.
Şayet
kendisi ile övdüğüm bin lisanım olsa,
ancak
infiâlimi artırırım.
Herne
kadar hallerden olan bu kısmı açıklamak cüreti ve edebi terk etmeyi vehmettirse
de, gururlanmayı ve iftiharı bildirse de..,
Şiir:
Fakat
Efendim makamımı çok yüce yaptı,
onunla
yıldızlara ve hilale üstün oldum.
Ayıklık
alemine ve beka’ya[1]
başlangıcın evveli, Rebi-ul ahir ayının sonlarında idi. Şu vakte kadar geçen
bütün müddette hususi bir beka ile şereflendim. Evvela beni, şeyh Muhyiddin
Arabi (Kuddise sırruhu)’ye mensub olan -Tecelli Zat’-tan,[2]
ayıklık haline götürdü. Sonra beni –sekir- haline[3]
çekti.
Yükseliş
ve iniş vaktinde garip ilimler ve acaib marifetler hasıl oluyor. Her mertebede,
o makamın bekasına münasib hususi şuhud[4] ve
ihsan[5] ile
şereflendim.
Ramazan
ayının altısında bir beka ve ihsan ile şereflendim ki onu arz etmeye kâdir
değilim. Zannettim ki kabiliyetin nihayeti burayı geçe-mez.[6] Burada
halime münasib bir vuslat[7] hasıl
oldu. O an tamamıyla cezbe yönü tamam oldu. Cezbe makamına münasib olan Seyri
fillah’a[8]
başlangıç vaki oldu.
Her ne
vakitte fena hali tamam olursa, onun üzerine bağlanan beka hali de ekmel olur.
Her ne vakitte beka ekmel olursa, ayıklık hali ekser olur. Ayıklık hali ekser
olunca, elde edilen ilimler, şeriatı garraya (parlak şeriata) muvafık olur. Zira
ayıklığın en mükemmeli peygamberler (üzerle-rine salat ve selam olsun) içindir. Onlardan zahir olan
marifetler, şeriatlar ve Zat ile sıfatlar hakkında beyan ettikleri akaidlerdir.
Bunların zahirine muhalefet, ancak halin sekirde kalmasındandır.[9]
Bu fakir
üzerine akıtılan marifetlerin ekserisi, şeriat marifetlerinin tafsili ve
beyanıdır. İstidlali ilim, keşfi ve zaruriye dönüşür. Mücmel olan mufassal
olur. [10]
Mısra:
Açıklamasının
tafsilatını yazarsam uzun olur.
Muhakkak
ben işin kötü edebe dönüşmesinden korkarım.
[1] Ayıklık: Sekirden/manevi
sarhoşluktan kurtulma halidir. Miracını tamamlayan salik, inişe başlayınca
ayıklık haline döner. Beka: Allah’ın nurunda baki olma hali. Bu hal,
fena’dan sonra hasıl olur. Fena hali noksan olursa, beka hali de noksan olur.
Beka halinde salik Allah’ın ahlakıyla ahlaklanır.
[2] Muhyiddin A’rabi (kuddise sırruhu)
vahdet-i vucud mesleğinin reisidir. İmamı Rabbani kuddise sırruhu, onun
yolundaki noksanlıkları ve düşük marifetleri izah ederek manevi yolun çok daha
ilerlere ulaştığını beyan etmiştir. Tecelli Zat: Zat’ın zuhuru. Allahu
teala’-nın, kuluna bir türlü manevi halde kendini tanıtması, bildirmesi.
Tecelli üç kısımdır. Zat tecellisi,
sıfat tecellisi, fiil tecellisi. Bütün bu tecellilerde arada bir şey vardır. Öz
Zat’a tam olarak ulaşmadıkça (vasl-ı uryani) mükemmellik tam olmaz. İmamı
Rabbani kuddise sırruhu, burdaki açıklamalarıyla, Muhyiddin A’rabi’nin
bahsettiği Zat tecellisinden sonra, daha yüce makamların olduğunu beyan
etmektedir.
[3] Sekir hali: Manevi sarhoşluk
halidir. İlahi aşka daldıran salikleri kaplayan bir haldir. Bu gibi bir manevi
cereyan olmadıkça, Maksud’a ulaşmak mümkün olmaz. Ancak, bu halde bile şeriat
muhafaza edilmelidir.
[4] Şuhud: Müşahede etmek, kalb
gözüyle görmek.
[5] İhsan makamı: Allahu teala’yı
görür gibi olmak. Hadisi şerifte bu husus bildirilmiştir. “İhsan, Allahu teala’ya görür gibi
ibadet etmendir, sen onu göremiyorsan da o seni görüyor.”
[6] O anda elde ettiği son buluşu ile
böyle düşünmüştür, fakat daha sonraları yükselişleri devam ettikçe evvelki
bulduğu düşük kalmıştır. O halde dervişler, buldukları ile kanaat etmemeli ve
daha ilerisini talep etmelidirler.
[7] Vuslat: Mevla teala’ya
ulaşmak.
[8] Seyr-i fillah: Allah’ın
sıfatlarında manevi yolculuk. Sıfatlar geçildikten sonra Zat’a ulaşılır. Miraç
ile alakalı seyir dört kısımdır. Seyr-i ilellah, Seyr-i fillah, Seyri anillah, Seyri fil eşya. Bunlarla alakalı geniş izahat
144. mektupta gelecektir. Ayrıca Risale-i Kudsiyye tercüme-sinin birinci
ciltinin 12. sahifesinde bu hususla alakalı geniş malumat, Efendi Hazretleri
kuddise sırruhu tarafından verilmiştir.
[9] Dervişin hali Peygamberin haline
uygun olursa, elde ettiği marifeti de şeriata uygun olur. Manevi sarhoşlukta
kalanların halleri şeriata muhalif olabilir.
[10] İstidlâlî: Delille elde
edilen bilgi. Keşfî: Bizzat müşahede edilen. Zarurî: İnkarı
mümkün olmayacak derecede kati olan. Mücmel: Kısa ve kapalı. Mufassal:
Tafsilatlı
Yani, tarikatın sonunda dervişlere hasıl olan ilimler
artık evvelce bilinenlerin, tafsilli ve kesin olarak keşfedilmesine ve bu
ilimlerin artık zaruri olan inkar edilemeyecek halde yakini olmasına ulaşılır.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|













