.

.

Nasihatleri

E-posta Yazdır PDF

BELANIN ON BEŞ MADDESİ

'Ümmetim On Beş Şeyi Yapmaya Başlayınca...'

Hz. Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) (bir gün):
26 Nisan 2013 Cuma 16:00

"Ümmetim on beş şeyi yapmaya başlayınca ona büyük belanın gelmesi vacib olur!" buyurmuşlardı. (Yanındakiler): "Ey Allah'ın Resulü! Bunlar nelerdir?" diye sordular. Aleyhissalâtu vesselâm saydı:

1. Ganimet (yani millî servet, fakir fukaraya uğramadan sadece zengin ve mevki sahibi kimseler arasında) tedavül eden bir meta haline gelirse.

2. Emanet (edilen şeyleri emanet alan kimseler, sorumlu ve yetkililer, memurlar) ganimet (malı yerini tutup, yağmalayıp nefislerine helal) kıldıkları zaman.

3. Zekat (ödemeyi ibadet bilmeyip bir angarya ve) ceza telakki ettikleri zaman.

4. 5. Kişi hanımının (helal olmayan, heves ve kapris dolu) isteklerini yerine getirip, annesine karşı geldiğinde.

6. 7. Babasından uzaklaşıp ahbabına yaklaştığı;

8. Mescidlerde (rızayı İlahî gözetmeyen husumet, alışveriş, eğlence ve siyasata vs. müteallik) sesler yükseldiği zaman.

9 .Kavme, onların en alçağı (erzel) reis olduğu;

10. (Devlet otoritesinin yetersizliği sebebiyle tedhiş ve zulümle insanları sindiren zorba) kişiye zararı dokunmasın diye hürmet ettiği;

11. İçki içildiğinde.

12. İpek (haram bilinmeyip erkekler tarafından) giyildiği;

13. Şarkıcı ve şarkı aletleri yaygınlaştığında.

14. Bu ümmetin sonra gelenleri önce gelenlere lanet ettiğinde.

15. Dinsiz eğitim yapıldığında.

İşte o zaman bir kızıl rüzgar veya bir hasf (çöküntü) veya mesh'i (suret değiştirmeyi) bekleyiniz (Tirmizi, Fiten, 38)

E-posta Yazdır PDF

SEVGİNİN ÇEŞİTLERİ

 

Siz, En Çok Neyi Seviyorsunuz?

İnsanlığın iyilik ve güzellik örneği Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) bir gün arkadaşları ve aile fertleriyle sohbet ederken şöyle buyurur:

“Dünyanızdan bana üç şey sevdirildi.

1- Kadın

2- Güzel koku

3-Namaz gözümün aydınlığı kılındı”. (nesai)

Not: Burada peygamberimizin” kadın sevdirildi” buyurmasının manası: Kadının, insandan bile sayılmayıp, alınıp satılan mal gibi görüldüğü bir toplumda, kadına verdiği değeri anlatmak içindir. Yoksa, bazı kötü niyetli kimselerin dediği gibi cinsellik manasında değildir.

O anda orada bulunan Hz. Ebu Bekir (ra) dedi ki,

“Doğru söylediniz Ya Rasulüllah! Bana da bu dünyadan üç şey sevdirildi.

1- Rasulullah’ın yüzüne bakmak.

2- Onun yolunda malımı infak etmek.

3- Kızımın Rasulullah’ın eşi olması “ buyurdu.

Orada bulunan Hz. Ömer (ra) de,

“ Doğru söyledin ey Ebu Bekir bana da dünyadan üç şey sevdirildi.

1- İyilikleri emretmek.

2- Kötülüklerden sakındırmak

3- Eski (mütevazı) elbise giymek” buyurdu.

Ve Hz. Osman (ra) da söze girer:

“Doğru söyledin ey Ömer. Bana da bu dünyadan üç şey sevdirildi,

1- Açları doyurmak.

2- Çıplakları giydirmek

3- Kur’an okumak”. Buyurdu. (Çok sevdiği Kur’anı okurken şehit edilmiştir)

Ve Hz. Ali (kv), katılır bu hoş sohbete:

“Doğru dedin ya Osman! Bana da dünyadan üç şey sevdirildi

1- Misafire hizmet etmek

2- Yaz mevsimine oruç tutmak

3- Düşmanla Cihad etmek” buyurdu.

Ailenin delikanlısı Hz. Hasan (r.a): söz alır:

“ Bende üç şeyi çok severim

1-geceleri namaz kılmak

2- Daima sözün doğrusunu söylemek

3- hastaları ziyaret etmek”.

Ailenin en sevimli genci Hz. Hüseyin (ra) de söz alır bu sevgi denizi sohbette ve “bana da üç şey sevdirildi” buyurur

1-    Allah’a Muhabbet (onu daima sevmek)

2-    Allah için fakirlere şefkatli davranmak

3-    Allah yolunda şahadet”. (Yaşadığı gibi ölmüş ve ümmetin yüreğinde dinmez bir acı bırakarak şehit edilmiştir)

Ve Söz annelerindir. Hz. Aişe (ra):

“Bana da üç şey çok sevimlidir buyurur”

1-Ana babaya ikram(iyilik etmek)

2- Helal kazanç

3- Haramlardan sakınmak

Annelerin sultanı ve cennet hanımlarının hanımefendisi Hz. Fatıma (ra):

“Bana da üç şey sevdirildi bu dünyadan,

1-    Yetimlere şefkat,

2-     Komşuya ihsan (iyilikte bulunmak),

3-     Fakir ve zayıflara merhamet” buyurur.

Böyle güzel sohbet olur da arada melekler olmaz mı?. Vahiy meleği Cebrail (as) gelerek sohbete selam ile dâhil olur.

“Allah (cc) sizin konuşmalarınızı duydu ve beni size gönderdi. Ve benim de dünya ehlinden olsaydım neleri sevdiğimi size söylememi emretti”. Buyurdu.

Bunu üzerine Rasulüllah (sav):

“Peki sen de dünya ehlinden olsaydın neleri severdin” buyurdu.

Cebrail (as):

“Ben de dünyalılardan olsaydım üç şeyi yapardım.

1- Dalalette (sapıklık içinde) olanları doğru yola irşat etmeyi.

2- Gariplerle dost olmayı

3- Dar geçimli fakir ailelere yardım etmeyi” buyurdu.

Sonra Cebrail (as) şöyle devam etti:

“Allah (cc) de kulunun şu üç özelliğini sever”

1- Var kuvveti ile kulun ibadet etmesini

2- Pişmanlık (tevbe) anında ağlamasını

3- Fakirlik halinde sabretmesini” buyurdu.

(40 Hadiste İslam Ahlakı / Halil Atalay Sayfa 235)

Birkaç soru:

Bu sorular önce kendi nefsime sonra siz okuyucularıma.

1-    Siz de evlerinizde sevgi üzerine sohbet yapıyor musunuz?

2-    Eşinizin ve çocuklarınızın en çok neleri sevdiğini biliyor musunuz?

3-    Sizin sevdiklerinizle yukarıdaki örnek sevgiler örtüşüyor mu?

 

 

Pazar, 23 Mayıs 2010 13:28 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

RESULULLAHIN S.A.V VEFATI - Son sözleri...

gul.jpgRESULULLAHIN S.A.V VEFATI

Tasavvuf düşüncesinde ilk yaratılan, varlıkların başlangıç sebebi olan Nur-ı Muhammedî’dir. Yaratılmışlar arasında herşeyden önce o vardı. Yunus Emre Divanında bu konuyu uzun anlatır. Hz. Muhammed’in (sav) tüm varlık aleminde ilk yaratılan olduğunu ifade eden manzume ve beyitleri vardır.

"Allah’ın ilk yarattığı şey, benim nurumdur” hadis-i şerifinin devamında âlemin yaratılış safhaları sırayla, kalem, levh, arş, hamele-i arş olan melekler, kürsi, diğer melekler, gökler, yerler... şeklinde ifade edilir. Göklerin ve yerlerin yaratılmasından önceki safhalarda, yaratılış doğrudan doğruya Nur-u Muhammedîden gerçekleştiği bilgisine yer verilmektedir. Her şeyin bir sebebe bağlandığı bu hikmet dünyasında, şu görünen âlemin başlangıcının böylece takdir edilmiş olması İlâhî hikmete muvafık düşmektedir.
Son sözleri...
Mevzuya yaptığımız bu girişten sonra, gelelim bundan 1377 yıl öncesine, 8 Haziran 632 tarihine...
Peygamber Efendimizin vefatından bir gün önceydi...
Herkes nefesini tutmuş bekliyordu. Çünkü az evvel Hazreti Peygamber, “Bende bir hakkı olan varsa gelsin alsın” dediğinde, orada bulunan sahabelerden biri; “evet, benim bir alacağım var. Bir gün kırbacınızın ucu o sıra açık olan sırtıma değmişti de, canım yanmıştı” dedi. Hz. Peygamber hiç tereddüt etmeden üstündeki kıyafeti sıyırdı, arkasını döndü ve ‘vur’ dedi.
Herkes şaşkındı. O sahabe hemen koşturdu ve elini yüzünü Hz. Peygamber’in mübarek sırtına sürdü, doyasıya öptü. Ardından da, “teninizin değdiği yerleri cehennem ateşinin yakmayacağını bildiğimden, mübarek bedeninize dokunabilmek için mahsus böyle söyledim” dedi. Hz. Peygamber bu davranışıyla, kul hakkının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermiş oldu.
Vefatına çok az bir süre kala göz nuru kızı Hz. Fatma’yı yanına çağırdı ve kulağına bir şeyler söyledi. Hz. Fatma’nın önce üzüldüğü sonra sevindiği görüldü. Hikmeti sorulduğunda; “Babam bana yakında vefat edeceğini söyleyince çok üzüldüm. Fakat benim yanıma ilk sen geleceksin dediğinde ise sevindim” cevabı verdi. Nitekim Hz. Fatıma Peygamber Efendimizden 6 ay sonra vefat etti.
Peygamber Efendimiz vefat etmeden az önce eşi Hz. Ayşe’nin dizine uzandı ve mübarek başını Hz. Ayşe’nin çenesi ile göğsü arasına yasladı. Misvak istedi. Takatsiz olmasına rağmen, zaten inci tanesi gibi olan dişlerini temizledi. Rabbi’nin huzuruna tertemiz gitmek istiyordu.
Bu vesile ile şu noktanın da altını çizelim.
Peygamber Efendimizin son nefesini vermeden az önce dişlerini temizlemesi, kıyametin kopmak üzere olduğunu bilseniz bile elinizde bir fidan varsa dikiniz tavsiyesini ve benzeri binlerce örnek davranışını kendimize de, toplumumuza da, insanlık alemine de yeterince anlatamadık ya, ona yanıyorum. Dünya Çevre Haftası’nın kutlandığı şu günlerde başka söze gerek kalır mıydı?
Benzer örneklere diğer dinlerin mühim şahsiyetlerinin hayatlarında bu kadar yoğunlukla denk gelinmiş olsa, tüm dünya çoktan onların dinlerine dahil olmuş olurdu. Hz. Peygamber’i ve bu dine ait değerleri ve güzellikleri insanlığa anlatmakta geç kaldık, vesselam... Eğer bugün dünyada ineğe tapanların sayısı Müslümanların sayısına yakınsa, kristal misüllü değerlerini dünyaya anlatamayanların “ah benim öküz kafam” diye düşünmesi ve hicap duyması gerekir.

Durum böyle olunca, Amerikan Başkanı Obama konuşmasında Kur’an’dan bir iki alıntı yaptı diye avunup duruyoruz. Bir örnek abide olarak Hz. Peygamber insanlığı çepeçevre kuşatıncaya ve O’nun mesajı herkese ulaşıncaya kadar kendimizi yeterince birşey yapmış duygusu içinde hissetmemeliyiz.

Son anları...
Peygamber Efendimiz vefatından az önce son sözleri olarak; Namaza dikkat edilmesini, kadın haklarının korunmasını, idare altındakilere iyi muamele edilmesini, emanetlerin yerlerine ulaştırılmasını istedi." (Câmiü's-Sağîr, c.3, s.188/3190) İnsanlık sırf bu öğütlere kulak verse, daha yaşanılabilir bir dünya oluşturmak işten bile değildir.
Son cümlelerini tamamlamıştı ki, bir ara kapı çaldı. Gelen Hz. Cebrail’di. Selam verdi. Peygamberlik görevinin sona erdiğini söyledi. Ardından, kapıda bekleyen bir misafir daha olduğunu ve eğer izin verirse ancak içeri girebileceğini söyledi. Hz. Peygamber “o kim?” diye sordu. Hz. Cebrail, ölüm meleği Hz. Azrail dedi. Hz. Peygamber, “gelebilir, ben hazırım” cevabı verdi. Şahadet parmağını yukarı kaldırdı; “Yüce Dosta" gittiğini söyleyerek ruhunu teslim etti. Hz. Ayşe seslendi, cevap alamadı. Hz. Peygamber’in mübarek gözünden bir damla yaşın yanağına süzüldüğünü gördü.
Bilemiyoruz artık Hz. Peygamber niçin ağlıyordu. Geride bıraktığı dost ve arkadaşlarının hasretine mi, yoksa Müslümanların emanete yeterince sahip çıkamayacakları endişesi ile mi?
Ya Rasül... Emanetine yeterince sahip çıkamadık, doğrudur. Ama bugün dünyanın dört bir yanında milyonlarca Müslüman yeni bir kıpırdanışın arefesinde... Kar çiçekleri sert kışın ardından yeniden boy göstermeye başladı...
Çarşamba, 10 Haziran 2009 10:06 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

SÜNNETİ İHYA İÇİN YÜZ ŞEHİD SEVABI VAR...

gul.jpgSÜNNETİ  İHYA

Sünnet, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in mübarek kavli, fiili ve takrirleridir. Bütün hayatı bizim için örnek ve delildir. Bazı hususları özellikle belirterek ilerde ümmetinin başına gelecekleri evvelce haber vermiştir. O halde nefse uymadan O’nun tenbihlerini tutalım.

Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, Enes’in r.a. rivayetiyle şyle buyurdu:

“Kim benim sünnetimi ihya ederse (tatbik ederse) beni sevmiştir. Beni seven, cennette benimle beraberdir.” Kenzul Ummal: 1/184

İbni Asakir, ibni Ömer’den r.anhuma:

“Kim sünnetimi alır (tatbik eder) se,o bendendir. Kim sünnetimden yüz çevirirse, o benden değildir.”

Aişe’den r.anha:

“Kim sünnetime yapışırsa, cennete girer.”

Ebu Hureyre’den r.a.:

“Ümmetimin fesadı anında, sünnetime yapışan için şehid sevabı vardır.”

Hakim, ibni Mes’uddan rivayet etti:

“Ümmetimin ihtilafı anında sünnetime yapışan, ateşi avucunda tutan gibidir.”

 

عن مجاهد ، عن ابن عباس ، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال : من تمسك بسنتي عند فساد أمتي فله أجر مائة شهيد

Emali Kitabında:

Mücahid, ibni Abbas’tan r.anhuma, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etti:

“Ümmetimin fesada uğradığı zamanda, sünnetimi ihya edene yüz şehid sevabı vardır.”

 

Beyhaki – Zühdül kebir:

Mücahid, ibni Abbas’tan r.anhuma, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etti:

“Ümmetimin fesada uğradığı zamanda, sünnetimi ihya edene yüz şehid sevabı vardır.”

 

Mirkatu-l Mefatih:

“Kim sünnetimi ihya ederse, muhakkak beni sevmiştir. Beni seven, cennette benimle beraberdir.” (Tirmizi)

 

Ebu Hureyre r.a., Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’den şöyle rivayet etti:

“Kim, ümmetim fesada uğradığında sünnetime yapışırsa, onun için yüz şehid sevabı vardır.”

Yani: Bid’at, cehalet ve fasıklık çoğaldığı zamanda. Zira ozamanda sünneti işlemekte çok meşakkatlere uğrar. Dinin ihyası için savaşan mücahit gibidir, belki daha fazla. Ümmet o kadar bozulur ki, artık vaaz onlara fayda vermez. Özellikle alimlerde ve kendilerine tabi olunan kişilerde bu durum ortaya çıkınca… İşte o zamanda onlarla mücadele, kafirlerle olan savaştan daha meşakkatli ve zordur. Bu yüzden mükafatı, şehitlerden kat kat fazla yapıldı. 

 

Salı, 19 Mayıs 2009 17:07 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

Peygamberimizden s.a.v 40 altın kural

muhammed_gl.jpgPeygamberimizden eğitim için 40 altın kural

Efendimiz, (sav) bütün güzel hasletlerinin yanı sıra en mükemmel öğretmen olarak da bütün insanlığa rehber olmuştur.

Peygamberimiz (sav) eğitimde, güzel üslup ve belirgin bir metod uygulamıştır. Efendimiz'in eğitim modeli, İslam'ın öğretilmesi ve anlatılmasında örnek alınacak tek ve en geçerli modeldir.
1. Efendimiz, söylediği hakikatleri bizzat yaşayarak hayatıyla göstermiştir.
2. Dinî yükümlülükleri yavaş yavaş, basamak basamak bir sistemle öğretmiştir.
3. Öğretmede orta yolda durmaya ve insanları bıktırmaktan uzak durmaya dikkat göstermiştir.
4. Öğrenenler arasındaki kişisel farklılıkları göz önünde bulundurmuştur.
5. Karşılıklı konuşma ve soru-cevap şeklini kullanmıştır.
6. Yanlış düşünceyi söküp atmak ve gerçek doğru bilgiyi net bir şekilde
muhatabın kafasına yerleştirmek için aklî ölçüleri kullanmıştır.
7. Muhataplarına soru yönelterek onların zekâ ve bilgi seviyelerini ölçmüştür.
8. Mukayese ve örneklendirme metodunu kullanmıştır.
9. Benzetme ve halk arasında yaygın olarak kullanılan örnekleri kullanmıştır.
10. Görselliğe başvurmuş, anlattığı hususu, elinde herhangi bir şey ile yere ve toprağa çizerek göstermiştir.
11. Sözle beraber jest ve mimiklerini kullanmış ve el ile işaretlerde bulunmuştur.
12. Önemine binaen, halin mümkün kıldığı bir nesneyi bizzat eline almış, eliyle kaldırmış ve arkasından söyleyeceği hususu söylemiştir.
13. Muhataplarından bir soru gelmeden söze önce kendileri başlamıştır.
14. Muhatabının sorusuna eksik ve fazla olmadan cevap vermiştir.
15. Bazen muhatabının sorusuna, onun ihtiyacına binaen sorduğundan daha fazlasıyla
cevap vermiştir.
16. Muhatabını, güzel bir hikmete binaen, sorduğu sorudan daha önemli bir hususa yönlendirdiği de olmuştur.
17. Soru soranın sorduğu soruyu tekrarlamasını istemiştir.
18. Muhatabın aldığı cevabı tekrar etmesini istemiştir. Böylece cevap unutulmayacaktır.
19. Teşvik için övmeye başvururdu. Bildiği bir husustan dolayı kişiyi imtihan etmiştir ki bununla doğru cevap vereceği için kişiyi övmek istemiştir.
20. Önünde olan bir olaya karşı susma yolunu tercih etmiştir.
21. Öğretme esnasında meydana gelebilecek imkân ve fırsatları değerlendirmiştir.
22. Latife ve şaka yoluyla öğretmeyi de tercih ettiği görülmüştür.
23. Öğrettiği hususu yeminle perçinlemiştir.
24. Öğretilen hususun önemine binaen sözü üç kere tekrar etmiştir.
25. Konunun önemini oturuşunu ve duruşunu değiştirerek ve sözü tekrar ederek
göstermiştir.
26. Cevabı geciktirerek muhatabın sorusunu tekrar etmesini sağlayarak onu uyarmıştır.
27. Muhatabı intibaha sevk etmek için, onu omzundan veya elinden tutmuştur.
28. Muhatabı teşvik için veya onu sıkıntıya sokacak bir durumdan dolayı, bazı hususların gizli kalmasını yeğlemiştir.
29. Söyleyeceği hususun hafızalarda daha iyi yer etmesi veya ezberlenmesi için, sözü kısa ve öz bir şekilde ifade etmiş, daha sonra ise ayrıntılarına geçmiştir.
30. Cevabın birkaç madde ile verileceği durumlarda önce cevabın kaç maddeden oluştuğunu bildirmek için sayıyı söylemiş daha sonra saymıştır.
31. Va'z etme, nasihat etme ve öğüt verme metodunu kullanmıştır.
32. İnsanların şevklerini kamçılama veya neticesi elem verici hususlardan
şiddetle uzaklaştırma metodunu kullanmıştır.
33. Kıssa ve geçmiş ümmetlere ve insanlara dair haberlerle öğretme metodunu uygulamıştır.
34. Sorunun cevabının muhatabı utandırma ihtimali olan hususlarda önce nazik
bir hazırlık süreci hazırlamış ve soruyu öyle cevaplandırmıştır.
35. Sorunun cevabının muhatabı utandırma ihtimali olan hususlarda üstü
kapalı olarak kinaye yoluyla ve işaret ederek yetinmiştir.
36. Kadınlara öğretmeyi ve nasihat etmeyi de asla ihmal etmemiştir.
37. Halin gerektirdiği durumlarda öğretme hususunda azarlayıp paylamayı ve kızmayı da ihmal etmemiştir. Ne var ki onun paylaması ve kızması da merhamet yörüngesinde ve ümmetinin selameti için olmuştur.
38. Talim ve tebliğde, yazma metodunu da kullanmıştır.
39. Yabancı dilleri (mesela Süryaniceyi) öğrenmesi için bazı sahabileri görevlendirmiştir ki bu husus da günümüzde dünyanın dört bir tarafında İslam'ın güzelliklerini öğrenmek isteyenlere karşı yapılacak vazifenin çok önemli bir basamağını teşkil etmektedir.
40. Bizzat kendi mübarek zatıyla talimde bulunmuştur.

Pazartesi, 16 Mart 2009 07:40 tarihinde güncellendi

Sayfa 1 - 2

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.