.

.

Sizden Gelenler

Anı formunu doldurak bizimle paylaştığınız anılarınız...
E-posta Yazdır PDF

BU NE?

 

Uzun zaman önce efendi hazretlerimizi ziyarete gitmiştim. Yanımda Malatya’dan beni ziyarete gelen bir yakın akrabam da vardı.

Tabi o zamanlar İsmail Efendi Camii bu şekilde değildi. Merdivenlerden çıkıldığı zaman sağ tarafta kalan yerin büyük bir kısmı yoktu. Efendi hazretlerimizin odası ise şimdiki müezzinliğin tam sağındaki yola bakan odalardan birisi idi.

Akrabamla beraber efendi hazretlerinin odasına gittik; o zamanlar efendi hazretlerimizin sıhhati iyi olduğu için her an görüşüp konuşabiliyor, müşkilatımızı arz edebiliyorduk (Rabbim kıymetli bedenlerine yine eskisi gibi sıhatü afiyetler nasip eylesin. Âmin). Selam verip içeri girdik. Kendimizi tanıtıp akrabamın ders almak istediğini söyledim. İlk önce dışarıda size yardımcı olsunlar öyleyse dedi. Fakat biz daha kalkmadan, “tamam oturun ben anlatayım” dedi. Bize dersi anlattıktan sonra duasını istedik ve Malatya’dan bir isteğinin olup olmadığını sorunca, “her mahalleye bir kız bir erkek medresesi açın. Bu yeter.” Buyurdular.

Selam verdik ve tam kalkacaktık ki, benim üstümde bulunan epeyce kısa olan cübbemi tuttu ve “bu ne?” dedi. Bende “Efendi Hazretleri yazın hava sıcak olduğu için böyle kısa giyiyorum” dedim. Her zaman Sünneti Seniyye’nin zirvesinde olan efendi hazretleri buyurdu ki, “olmaz, tam giy, yarım olamasın”. M. Altun

 

Pazar, 23 Mayıs 2010 20:51 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

Aldım Seni, Aldım Seni

cami10.gifBen ders almıştım, belli bir müddet derslerimi yaptıktan sonra içime bir vesvese girdi: “efendi seni almadı” diye. Kendimi yedim bitirdim. Sonra bunu çeşitli değerli hocalarımıza sordum, “öyle şey yok” dediler, vesvese yapma derse devam dedilersede içimdeki fırtına bir türlü dinmedi.

Sonra bir sabah namazından sonra Kemal efendiyi yakaladım ona da sordum, biraz rabıta şeklinde durup, “yok öyle bir şey, alınmışsın” dedi. Biraz rahatladım ama bu vesvese sonra tekrar başladı.

En sonunda bir sabah namazı sonrası, Efendi Hazretleri tam odasına hareket edecekken koşarak yaklaştım, korumalar bana sarıldı, ihvanlar da oraya doğru koşuştular.

-Efendim, dedim beni almamışsınız.

- Kim dedi sana bunu, dedi. Bende,

- Hiç kimse. Velâkin vesvese oluyor, dedim. Hiddetle doğrulduğu yerden geriye yaslanarak

- Aldım seni, aldım seni, dedi. Ve bende neredeyse bayılacaktım ki sağ tarafa doğru gittim. İhvanlar, “ne kadar şanslısın bunu efendinin mübarek ağzından duydun” dediler ve şimdi rahatım elhamdülillah…

Pazartesi, 30 Kasım 2009 22:28 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

İlk Tanışmam

isma._ef_d.jpgCemaatimle ilk tanışmam 1997 yılında olmuştur. O zamanlar Zeytinburnu, Köşeli camii cemaatinden sıradan biriydim. Eskiden beri hep ALLAH c.c. dostları var mı? acaba diye düşündüğüm zamanlar samimiyetle söylemeliyim ki t… evliya filmlerinin etkisini taşıyordum belki de. Daha sonra bir dua “ya RAB eğer varsa bu zamanda böyle dostların, beni onlara kavustur” ve duanın kabul oluşu İsmail efendi cemaatinden bir grup mürid bizim yanımızda, o anı hiç unutmuyorum; eski camcı olan şimdi ise hoca Hakan hoca şöyle dedi: “ALLAH dost’ unun sohbetine gideceğim” Tabi başkasıyla konuşuyor ama bende kulak misafiriyim. Yaklaştım ona “nerde bu ALLAH dostu” diye sordum. Dedi ki “gel seni götürelim” O an hayatım şekillenmeye başladı ve akşam ilk cemaat sohbetine katıldım, Yenibosna, Aksa cami. Bu kadar kalabalık Müslüman hiç görmemiştim, çok etkilendim. Sonra salavat getirildi, ben hayran kalıyordum bana dediler ki, “bu hocayı yetiştiren daha büyük evliya var.” Ben, “O na gidelim o zaman” dedim.

evet sonraki ilk sohbetim, pazar sabahı EFENDİ Hazretlerinin sohbeti olmuştu. Bambaşka duygular, bu ne maneviyat, hayatımda yaşadığım en güzel sabah; YAVUZ SULTAN CAMİ tıklım tıklım dolu, inanılmaz kalabalık, herkes sarıklı, takkesiz adam yok aman ALLAHIM! bu ne böyle, bu ne güzel bir manzara. Sonra bir Kur’an sesi ve O manevi yetiştiricim MAHMUD EL ÔFÎ –sellemellahu fiddareyn- mikrofonsuz sohbete başladı. Kimsede çıt yok, onu duymak için bir uğraş Müminlerde. Güzel lisaniyle anlatıyor tefsir, hadis, risale-i kudsiyye muhteşemdi ve ilk işrak namazı. Ben o zamana kadar hep yüzeysel yaşamışım İslamı orada özüne indiğimi anladım ve bambaşka duygular sardı beni. Allah’ı, Rasülünü, Müslümanları başka sever oldum, ALLAH için sever oldum.

ALLAH vesile olan değerli hocalarımdan, cemaat arkadaşlarımdan, ihvanlarımdan razı olsun. Kıyamete kadar cemaatimi muhafaza etsin, bu fakiri de cemaatime hâdim etsin. AMİİN…
   

Çarşamba, 02 Aralık 2009 06:39 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

Aradığın hiç birşeyi bulamadın mı?

ferman.jpgSelamun aleykum;

    Son derece cahil olduğum bir dönemdeydim (şimdide alim oldum denemez ama). Sürekli hidayet dileniyordum. Hiç bir cemaate güvenim yoktu, çünkü tartacak bilgim yoktu. Fakat sağdan soldan tanıdıklar (cevremiz dinle pek ilgilenmediğinden dini kitaplarını atacak yer arıyorlardı) benim kapalı olduğumu gördüklerinden kitaplarını bana getirip veriyorlardı. Derken bir çok cemaatin kitabı yığılıp kalmıştı. Bir kitaplık dolusu dini kitap vardı ama bir türlü fırsat bulup inceleyememiştim. Zaten cesaretimde yoktu, neye elimi atıyorsam bir öncekinde yazandan farklı yazdığından güvenim sarsılıyordu. Derken bir gün bir fıkıh sorusu kafama takılmıştı. Gerek evdeki kitaplardan gerekse internetten, elimin gittiği tüm alakalı yerlere bakmıştım ve sorumun cevabına ulaşamamıştım. (belki yaklaşık 3 gün aramışımdır) Artık başıma ağrılar girmişti, gözlerim okumakdan ağrımıştı ama cevab YOK. En sonunda yorulup aramayı bıraktım ve ağlamaya başladım. Sorumun cevabını bulamamaktan çok "o kadar çaba sarf ediyorum da Allahu tealanın yardımını niye göremiyorum" diye üzülüyordum. "ALLAHIM BEN SENİN DİNİNİ UYGULAMAK İÇİN O KADAR YORULDUM AMA SEN BANA CEVAB BİLE VERMEDİN, BEN SENDEN DELİL İSTİYORUM, DELİL. NE YAPICAM BEN?" Derken kitaplıktaki daha hiç el sürmediğim kitaplara bakıp "bunlarında zaten çoğu yanlıştır Allah bilir, ancak boş yere yer kaplıyorlar" diyerek içlerinden birini hışımla çektim ve  "ALLAHIM BU KİTAP YANLIŞSA  BANA ANLAMAYI NASİP ETTE , BENDE ATAYIM ONU " dedim ve rast gele bir sayfasını açtım. Başlık;

   "SEN BENDEN DELİLMİ İSTİYORDUN , AL SANA DELİL "YAZIYORDU (SİLSİLE-i ŞERİF ALİMLERİNİ TANITAN BİR KİTAPMIŞ MEĞERSE ÇEKDİĞİM) Çok şaşırdım, sanki Allahu tealadan sadece bana özel gelen bir yazıymış gibi bir soluk okudum. Orada efendi hazretlerinin bu bilgisine ihlası sayesinde muvaffak olduğu yazılıydı, birde benim gibi hidayet isteyip bulamayan birinin efendi hazretleri ile ilginç tanışmasını anlatıyordu. Yani Allahu teala bana sanki  "sen ihlaslı olursan aradığını ayağına getiririm yok çabanla bulmaya uğraşıp , ihlassız ararsan 3 gün değil 3 yıl arasanda, gözünün dibindeki bilgiyi görmezsin. " demişti. Tabi bu arada Allahu teala bana birini örnek göstermişse ,o örnek gösterilmeye layık demekti. İşte o gün güveneceğim bir cemaatim olmuş ve tüm sorularıma peşin yanıt olacak bir cevab gelmişti.

Pazartesi, 30 Kasım 2009 22:05 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

AL SANA KERAMET....

ismailaa-.jpgNE KERAMETİNİ GÖRDÜN?
Cemaatimizin görünüşü yolda yürümesi dahi vaaz oluyor..Çünkü cübbe ve takkesi ile islamı hatırlatıyor(sünneti ve tarikatı, sakallıları korkulu ve kötü göstermeye çalışmalarda)İçimizi kafirlere benzemekten koruduğumuz gibi dışımızıda onlara benzemekten koruyoruz
Eski zamanların eşkıyalarından biri İsmailağa'ya geliyorArkasında adamları olan, kötü işleri olsada doğru sözlü, mert bir insan...Mevla kalbine bir ışık atıyor ve Efendi Hazretleri'nin ihvanları arasına katılıyor.Bağrı açık gezen bu zat yaşam tarzında, içinde ve görünüşünde 180 derecelik bir dönüşüm yaşıyor.Görenler hayret içerisinde taaccub ediyorlar
Tanıdığı birisi soruyor ''Tamam gittin mürit oldun, birde Mahmud Efendi diyorsun.Peki hiç kerametini gördün mü? Ne karemeti var?'' Eskilerin eşkıyası derviş, tebessüm ettiren ve çok mana içeren şu cevabı yapıştırıyor ''Donumu değiştirdi yetmez mi?!''
(Yani dizimi örten bir don giydim) Bu cümle üç kelimeden ibaret olsada çok şey anlatıyor.İslami kıyafeti giymek çok zor bir şeydir.O zamanlar ise gazetelerin ve televizyonların karikatürler ile hicvettikleri, karaladıkları , hakaret ettikleri bir dönem. Bu zamanda böyle şeyler olmasa da yinede islami kıyafet içinde gezmek yürek isterHer kişinin harcı değildir. Er kişinin harcıdır...
Cumartesi, 21 Mart 2009 12:00 tarihinde güncellendi

Sayfa 1 - 2

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.