.

.

Tarık Erdoğmuş

E-posta Yazdır PDF

Asrın Umresi

Mahmud efendi hazretlerinin 2011 umresi

Mekke- Mahmut Efendi Hazretleri 2 yıllık bir aradan sonra Suudi Arabistan’ın Mekke şehrine gelerek umre ziyaretinde bulundu.

Mahmut Efendi hazretlerinin Umre ziyareti yapacağını öğrenen yaklaşık 40 bin kişi Mekke’ye akın ederken, Mahmut Efendi hazretleri Mekke’ye gelişinin ardından ikinci gün umre yapmak için Kabe’ye geldi.


On binlerce seveninin yoğun ilgisi ile karşılaşan Mahmut Efendi hazretleri beraberindeki sevenleri ile Kabe’ye girdi ve umre için tavaf  yapmaya başladı.  Tavafın 3.şavt(turu)nda tansiyon düşüklüğü nedeni ile rahatsızlanan Mahmut Efendi hazretleri tavafı  yarıda keserek oteline döndü.

SEVENLERİ BÜYÜK ÜZÜNTÜ YAŞADI

Tavafta meydana gelen bu olay üzerine Kabe’de sevenleri arasında büyük bir üzüntü ve heyecan yaşandı.  Olayın meydana gelmesinin  ardından Mahmut Efendi hazretlerinin sağlık durumunun son derece iyi olduğu haberi Kabe’ye kısa bir süre içerisinde  ulaşınca sevenleri arasında bu kez büyük bir sevinç yaşandı.

Türkiye’nin, Avrupa’nın ve dünyanın çeşitli yerlerinden Mahmut Efendi hazretlerini görebilmek için binlerce kilometre yol kat eden Efendi hazretlerinin sevenleri geceyi Kabe’de geçirerek dualar etti, namazlar kıldı ve göz yaşı döktüler.

Mahmut Efendi hazretleri bir süre sonra  umre ziyaretini tamamladı.

ARAFATTA BÜYÜK BULUŞMA

Umre ziyareti sırasında efendi hazretlerini görme hasreti yaşayan on binlerce seveni Efendi hazretleri ile buluşmak için Arafat’a akın etti. 

Sabah namazının ardından büyük bir heyecan ile Mahmut Efendi hazretlerini görmek için yüzlerce otobüs ile Arafat’a hücum eden sevenleri yaklaşık 35 derece sıcak altında bekledi.

Efendi hazretlerinin Arafat’a gelişine kadar olan sürede çeşitli yerlerden gelen grupların hocaları konuşmalar yaparak Umre ziyaretinin önemi hakkında umrecileri bilgilendirdi.

Bu arada Arafat’a gelen Cübbeli Ahmet Hoca’ya da büyük ilgi gösterilirken Cübbeli Ahmet Hoca önce Hz. Adem efendimizin ve Hava annemizin buluşma yeri olan Arafat’ın aynı zamanda Kalu Bela misakının da  burada  alındığını  hatırlattı.

Cübbeli Ahmet Hoca Mahmut Efendi hazretlerinin bazı fazilet ve menkıbelerini zikrettikten sonra Mesnevi’de geçen “Evliya ile bir anlık beraberlik  yüz senelik riyasız ibadetten üstündür.” Beytini hatırlatarak Efendi hazretleri ile kısa bir sürede olsa  o mübarek mekanda beraber olmanın bir ömür boyu yapılan ibadetlerden üstün bir fazilet olduğuna değindi.

Öte yandan Ebu Davut’a rivayet edilen ”Şüphesiz Allah her yüz senenin başında bu ümmetin din işini yenileyecek birini gönderir. “hadisi şerifini nakleden Cübbeli Ahmet Hoca, 2010 yılı 24 Ekim tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilen ve 43 ülkeden toplam 400 kadar ulemanın Mahmut Efendi Hazretlerine ‘İslam’a üstün  hizmet ödü’ lü  takdim ettiklerini hatırlatarak şöyle konuştu:

“Sizlerin de hatırlayacağı gibi dünyanın her yerinden İstanbul’a gelen bunca alim adına konuşma yapan Lübnan Akkar bölgesi müftüsü Usame Rifai hazretleri Efendi hazretlerini asrımızın Müceddidi ilan etti.  Dolayısı ile böyle bir mübarek zat ile bir an olsun beraber bulunmak az görülmemeli ve kıymeti bilinmelidir.”

NİHAYET BÜYÜK BULUŞMA GERÇEKLEŞTİ

Cübbeli Ahmet Hoca’nın heyecanlı ve mesaj dolu konuşmalarının ardından Mahmut Efendi Hazretlerinin Arafat alanına gelişi büyük heyecan doğurdu.

Özellikle yurt dışında bulunmalarından dolayı Mahmut Efendi hazretlerini görememenin hasretini yaşayan sevenleri bir an Efendi hazretlerini karşılarında görünce büyük heyecan yaşadılar.

Mahmut Efendi hazretleri yaklaşık 2 metre yükseklikteki bir geniş alanın üzerine çıkarak sevenleri ile buluştu.

Yaklaşık 15 dakika kadar sevenleri ile buluşan Mahmut Efendi hazretleri mikrofonla  sevenlerini selamlayıp hal ve hatırlarını sordu.

Arafat’ta bulunan Rahmet dağının  eteklerini dolduran on binlerce seveni Mahmut Efendi hazretlerini görmenin heyecanını yaşarken, Efendi hazretleri umrelerinin kabul edilmesi için duada bulundu.

Dakikalarca Mahmut Efendi hazretlerini karşılarında görmenin feyzine ulaşan sevenleri, Mahmut Efendi hazretlerinin oteline dönmesi ile heyecan ve büyük bir sevinç içerisinde Arafat’tan ayrıldılar.

MEDİNE’DE BÜYÜK HEYECAN BAŞLADI

Mekke’deki ziyaretlerini tamamlayan Mahmut Efendi hazretleri ve sevenlerinin cumartesi günü Medine’ye geçmesi bekleniyor.

Mahmut Efendi hazretleri ile Mekke’de buluşan sevenlerinin bir bölümü bu kez Peygamber Efendimiz (SAV) ile aynı mekanda Efendi hazretleri ile beraber olmak için Medine’ye doğru yola çıkmaya başladı.

Toplam bir haftalık Mekke ziyaretinin ardından Medine’de yaklaşık 10 gün kalması planlanan Mahmut Efendi hazretlerinin Medine’de çeşitli ziyaretlerde bulunacak.

Mahmut Efendi hazretlerinin asrımızın Müceddidi ilan edilmesinin ardından büyük rağbetin bulunduğu öğrenilirken, Medine’de Medine uleması ile de bir araya gelmesi bekleniyor.

Pazartesi, 16 Mayıs 2011 17:50 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

ASLANDAN KORKMAK

 

“Orman ahalisi huzur ve sükünet üzere yaşıyorlardı. Ah bir de aslana yem olma korkusu olmasa. Bu korku hepsinin canına tak etmişti. Nihayet bir toplantı tertip edip bu sıkıntıdan kurtuluş yolunu aramaya başladılar. Ve şu karara vardılar: herkesin bir sırası olacak. Sırası gelen gidip aslanın kendisini yemesi için teslim olacak. Buraya kadar tamam, fakat bu kararı aslana tebliğ edecek cesur kim? Derken oradan geçmekte olan bir sinek kahraman edasıyla atıldı: ‘ben yaparım bu işi’. Listeyi ona teslim ettiler. Uçtu, uçtu ve yüksekçe bir yere konup: ‘çabuk bana aslanı çağırın’ diye haykırdı. Ortalık birden sessizliğe boğulmuştu. Herkes sesin geldiği tarafa baktı. Manazara son derece vahimdi; zira zavallı densiz sineğin konduğu yer hayvanların korkulu rüyası aslanın burnuydu.”

Sinek yaratılış itibariyle bayağı bir mahluktur. Büyük işlerle uğraşmaktan uzak, düşük işlerin adamıdır. Hal böyle olunca büyüklere ve büyük işlere ve akıl erdiremez, onlardan anlamaz. Bu bir kabiliyet meselesidir. Tıpkı ceylan gibi: o, yapısı itibariyle ormanlar kıralını en iyi tanıyıp, sakınandır. Öyleyse aslandan korkmak için ceylan olmak lazımdır.

Bütün mahlukatı yoktan var eden, koruyup gözeten, dünya ve ahiretlerini tanzim eden yaratıcının hatırını sayıp, ona karşı gelmekten sakınan insanların hor görüldüğü devirde zamane insanları için bu hikayede çok önemli ibretler vardır. Zira, Allah yücelerden yüce, eşi ve benzeri olmayan, padişahlar padişahıdır. Ondan kormak, onu darıltmaktan, ona karşı gelmekten kormak er kişinin işdir. Ondan korkanlar gerçekten padişahı tanıma şerefine nail olan insanlardır. İşte onlar, insan olduklarını farkeden ve bunun hakkını veren kişilerdir. Bu sayede sinek olmaktan kurtulup ceylan olabilmişlerdir. Elbette sinek bunu kavrayamaz. Bunun için de ceylanın haline şaşar, bir anlam veremez. Ama bu hal ceylanı küçük düşürmez bilakis yüceltir: zira, sineğin düşüklüğü, ceylanında yüceliği ortaya çıkmıştır artık. Onun için Rabbimiz Fâtır süresi, 28 de, “Allah'tan kulları arasında da ancak ilim sahipleri olanlar korkar” buyurmuştur.

 

Çarşamba, 26 Mayıs 2010 13:39 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

Şeytanın Tuzağı

Allah c.c. şeytanı insanoğluna musallat etmiştir. Ta kıyamete kadar onunla mücadele etmek zorundadır. Bu mücadelenin insanoğlunun zaferiyle sonuçlanmasındaki en önemli şey; Şeriatta istikamet ve nefse muhalefet. Ve asla şeytan ve nefsin hilelerinden emin olmamak...

Pazar, 02 Mayıs 2010 17:18 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

Abide şahsiyet, muhteşem sözler..

 aa.jpg

Ebu Muhammed ed-Darimi müsnedin’de rivayet etti ki, Yakub ibni İbrahim, Muhammed ibni Ömer ibn-il Kümeyt’ten o da Ali ibni Vehb el-Hemedani’den o’da ed-Dahhak ibni Musa’dan rivayet etti ki, Süleyman ibni Abdülmelik el-Mervan Mekke’ye giderken Medine’ye uğradı ve birkaç gün kaldı. Bir ara dedi ki, “peygamberimizin arkadaşlarından Uhud savaşına katılan bir sahabe var mı?” o’na, “Ebu Hazım radıyellahu anhu var” dediler. Yanına gitti, odasına girip ona dedi ki:

 - Ya Hazım çektiğim bu acı nedir? Ebu Hazım:
 - Ey müminlerin emîri benden acı verecek ne gördünüz?
 - Bütün Medineliler bana geldi fakat sen gelmedin.
 - Olmayan şeyi söylemekten seni Allah’a sığındırırım. Zira bu güne kadar sen beni bilmiyordun bende seni. Yanında ki Muhammed ibni Şihab’a dönüp: “şeyh (Ebu Hazım) in sözü isabetli, sen ise hata ettin” dedi. Ve Süleyman sözlerine şöyle devam etti:
 - Ey Ebu Hazım bize ne oldu da ölümü çirkin görüyoruz?

E-posta Yazdır PDF

Kimsenin yaptığı yanına kalmaz

yol_manzarasi.jpgAbbasi halifelerinin beşincisi Harun Reşid, sarayının bahçesindeki bir gül fidanını çok beğenir. Yaprağı, kokusu, görünüşüyle dikkatini çeken gülü özel bakıma alması için bahçıvana emir verir.
 
Bahçıvan üzerine titremeye başlar gülün. Ne var ki, sakınan göze çöp batar derler ya. Aynen öyle olur. Bir sabah bahçıvan gelip bakar ki, gülün dalına konan bir bülbül, ne kadar yaprak varsa hepsini gagalayarak yere düşürmüş. Tek yaprak bırakmamış gülün başında... Korku içinde koşar halifeye:
 
- Sultanım der, üzerine titrediğimiz gülün yapraklarını bir bülbül gagalayarak yere dökmüş, tek yaprak bırakmamış gülün başında... Harun Reşid, telaş etmeden cevap verir:
 
- Üzülme efendi üzülme, der. Bülbülün yaptığı yanına kalmaz!.
 
Rahat bir nefes alan bahçıvan işine döner. Bir gün bakar ki, bir yılan yaprakları düşüren bülbülü yakalamış, yutmak üzere, otların arasında kayıp gidiyor. Heyecanla yine halifeye gelir:
 
- Sultanım der, bülbülü bir yılan yakalamış, yutarken gördüm. Sultan yine telaşsız:
 
- Merak etme efendi der, yılanın yaptığı da yanına kalmaz!.
 
Bahçıvan yine işine döner... Bir ara bahçede çalışırken otların arasında yılanı görür. Hemen elindeki küreğiyle darbe üstüne darbe indirerek yılanı orada öldürür. Sevinçle geldiği halifeye durumu anlatır:
 
- Sultanım der, bülbülü yakalayan yılanı ben de bahçede otlar arasında yakalayıp küreğimle öldürdüm. Harun Reşid yine sakin:
 
- Bekle efendi bekle der, senin de yaptığın yanına kalmaz!. Nitekim çok geçmez bahçıvan hatalar yapar. Yakalayıp halifenin huzuruna çıkarırlar. Cezalandırılmasını isterler. Halife emrini verir.
 
-Atın bunu zindana!. Hemen yaka paça zindana doğru götürürken geriye dönen bahçıvan şunları söyler:
 
-Sultanım der, bülbülün yaptığı yanına kalmaz dediniz, onu yılan yuttu. Yılanın yaptığı yanına kalmaz, dediniz, onu da ben öldürdüm. Şimdi benim yaptığım da yanıma kalmıyor, sen zindana attırıyorsun.. Herkesin yaptığı yanına kalmıyor da seninki mi yanına kalacak? Demek sana da bir yapan çıkacak... Öyle ise gel sen bana yapma ki bir başkası da sana yapmasın!..
 
Harun Reşid, doğru söyledin bahçıvan, diyerek:
 
- Bırakın bahçıvanı, çiçekleri sulamaya devam etsin!.. Derler ki:
 
- Sultanımız, yaptığı yanına kalır!..
 
- Hayır der, kimsenin yaptığı yanına kalmaz. En ağır şekliyle ahirette ödemeye tehir edilir. Ama gafil insanlar bunun farkına varamaz da, yaptığı yanına kaldı sanırlar!..
 
Evet,Kimsenin yaptığı yanına kalmaz. Bunda hiç şüpheniz olmasın. Yanına kaldı sanılanlar daha ağırıyla ahirette ödemeye tehir edilirler. Ne var ki, gafil insanlar bunun farkına varamaz da yaptığı yanına kaldı sanırlar.



Pazartesi, 11 Mayıs 2009 20:53 tarihinde güncellendi

Sayfa 1 - 2

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.