.

.

Kemal Zengin

E-posta Yazdır PDF

10 Emir!

 

Cabir ibni Abdullah (r.a)’dan rivayet edilen hadisi şerifte  Efendimiz s.a.v. şöyle buyurdu :

“Allahu teala’nın Musa as’a verdiği levhalarda on anabaşlık vardı ;
1-      İlk levhada yazılan şu idi “Ey Musa bana kesinlikle hiçbir şeyi şirk koşma muhakkak ki ben bana şirk koşanların yüzlerini cehennem ateşiyle kavuşturacağıma dair kesin hüküm verdim.

2-      Benim nimetlerime şükret ana-baba hakkına riayet et. Onlara teşekkür et ki  seni tehlikelerden , felaketlerden koruyayım. Sana güzel bir hayat bahşedeyim, hayatını mutlu kılayım.ölümünden sonra da seni bu hayatından daha hayırlı bir hayata geçireyim.

3-      Haksız yere kimsenin canına kıyma. Aksi halde yeryüzünün bütün genişliğine, gökyüzünün olanca katmanına rağmen kaçacak yer bulamazsın ve cehennemde benim öfkemle yüzyüze kalırsın.

4-      Yalan yere ve günah işlemek kastiyle benim adıma yemin etme. Zira benim ismimi yüceltmeyenleri ve beni noksan sıfatlardan tenzih etmeyeni temize çıkarmam.

5-      Kimilerine fazlımdan ihsan ettiğim nimetlerden ötürü onlara hased etme. Çünkü hasedçi benim nimetlerimin düşmanıdır. O benim kaza ve kaderime karşı gelmektedir. Benim, kullarım arasında yaptığım taksimata rıza göstermemektedir. Böyle biriyle ne işim ne de onun benimle işi olur.

6-      Bizzat duymadığın ve kalbinin kabul etmediği şeyler hakkında şahitlik yapma. Çünkü ben kıyamet günü bütün şahitlik yapanların gerçek yüzlerini ortaya sereceğim. Onlara pek ağır sorular soracağım.

7-      Hırsızlık yapma! Komşunun hanımıyla zina işleme! Aksi takdirde senden yüz çevirir ve gökyüzünün kapılarını yüzüne kapatırım.

8-      Kendin için sevdiğin, istediğin bir şeyi insanlar içinde iste.

9-      Benden başkası adına kurban kesme. Çünkü ben, sadece benim adım anılarak ve sadece benim rızam için kesilen kurbanları kabul ederim.

10-    Cumartesi gününü bana ayır. Ailenin de bunu yapmasını sağla.

Resulullah sav efendimiz buyuruyor “ Allah c.c. cumartesi gününü Musa a.s için bayram yaptı bizim içinde Cuma gününü seçti ve bayram yaptı.”

Şimdi bu hadisi şerifi gören, duyan bizler; ne kadar büyük sermayeye sahip olduğumuzun farkına varmalıyız. Dini mubini İslam gibi sermayesi olan Müslümanların, evrensel hukuk ve kurallarda hakikaten de hiçbir düşünce ve ideolojinin desteğine ihtiyacı olmadığı muhakkaktır. Bu hakikati insanlara anlatacak ve yaşatacak olan ulema kesimine ne kadar çok ihtiyaç olduğunu bugün daha iyi görüyor ve daha net bir şekilde anlıyoruz.

“Eşrat-ı kıyamette kalmaya ilim gide hem ola cehlu şerr-u şurur.”

Manası : kıyametin alametlerindendir ilim gidip cahillik yerleşir hem her yeri fısku fucur şerr-u şurur kaplar.        Şuurlu bir müslümanın elini derhal vicdanına koyarak şu bozulmaya ve yıkılmaya çalışılan İslam ve iman kalesini ayağa dikecek ulema kesiminin ortaya çıkması uğrunda serle gerdan uzatması lazımdır. Bizim işimiz ancak bir güzel nasihattir. İmam-ı rabbani’nin r.a buyurduğu gibi “Ya bu sözlerden bıkkınlık duyarsınız ya da hoş bir vaaz alır gereğini yaparsınız.” Vesselam vel’ikram…

E-posta Yazdır PDF

İki Cihanda Saadetin Anahtarı

kuranik.jpgYERYÜZÜNDE ADALETİN ve HUZURUN İKİ CİHANDA SAADETİN ANAHTARI “KURAN”

     Efendimiz (sav), veda hutbesinde ashabına ve “kardeşlerim” diye buyurduğu kendisini görmeden iman eden biz ümmetine şöyle seslenmişti: "Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetçe asla sapıtmayacaksınız: Allah'ın Kitab'ı ve Resulünün Sünneti”. Ve en hayırlı bir insan olmanın yolunu kuranı talim ve teallum etmekten geçtiğini bize Resulü Ekrem efendimiz "Sizin en hayırlınız Kur'an'ı öğrenen ve öğretendir" buyurmak süretiyle işaret etti.

      Mevsim yaz olunca birilerinin aklına belki sıcaklardan dolayı “hangi denize gidelim nerede piknik yapalım nerelere seyahat edelim” vesaire düşünceler gelmeye başladı bile. İnsanlara bunları yapmayın denmez, elbette bunlar da olacak ama Şer’i şerifin müsaade ettiği şekilde…Rabbini sevenlerin kalbine ise “Kaç kişiyi daha bu mucize ile tanıştıracağım” düşüncesi çoktan düştü. Hamdolsun rabbimize, bizi farklı olana (sav) ümmet yaptı. Biz herkes gibi değiliz ve herkes gibi olamayız, hem zaten de olmamalıyız. Bir kere şu dünya hayatına bizim nasıl bakmamız emrediliyor oysaki insanlar nasıl bakıyor. Bize karıncaya merhamet emrediliyor birilerinin insana saygısı yok. Bize yetimin başı okşansın diye emrediliyor maalesef yetimi ne arayan var ne soran; isteyeni azarlamamız elimizde imkan varsa gönlünü hoş edecek bir şey veya güzel bir söz söylememiz emredilirken isteyeni görmek istemezler. İşte kuran bize farkımızı öğretti biz karıncaya dahi en merhametli, yetimin başını okşayan, isteyeni hoş eden veremeyince mahzun olan insanlarız.

       Allahu tealanın üzerimizdeki nimetlerini etrafımızdaki insanlarla paylaşmamız tenbihleniyor iken birileri her türlü nimeti saklayıp turşusunu kurma gayretinde. Halbuki o saklanıp biriktirilen şey ahirette bize nedametten pişmanlıktan başka hiçbir şey getirmeyecek. Onun için ilim ehli olan kimse ilmini paylaşmalı zengin olan malını paylaşmalı mutlu olan sevincini paylaşmalı ve paylaşılmaya musaid ne kadar güzellik varsa cemiyette paylaşılmalı ki bu şekilde bütün çirkinlikler yok edilebilsin. Bir güzel koku misali sürüldükçe etrafa rayihası yayılıyor, yayıldıkça gönüller ferahlıyor. Aksi takdirde insanlar fenalıklarını fuhşiyatı felaketleri paylaşmaya başlarlar ki şeytan da onların ağzına balı çalar işte bugünkü vaziyete düşülür. Gelin birbirimizi hakka, haktan anlatılan yerlere, hakkı savunan insanların yanına davet edelim. Hak olan Kuranı evlatlarımıza bihakkin öğretelim haktan yana olan Resulullah efendimiz (sav) in güzel ahlakını yaşatalım onun sünnetine tabi olan en mükemmel ulemanın yoluna esfiyanın evliyanın tarikine talip olalım. Çalışalım kazanalım. Kazandıkça çalışalım. İhlasa ulaşalım artık rabbimizin bizi gördüğünü bilen ve onu görüyormuşçasına ibadet eden ve yaşayan muhlas kullar olalım. Hayatımız kuranı kerimin istediği gibi olsun. Mematımız (ölümümüz) rabbinden razı , rabbi ondan razı şeklinde olsun. Gök ve zemin evvelki gibi hatta daha ziyade İslamın nuruyla dolsun.

   Böyle bir işe böyle bir çalışmaya var mıyız? Yokmuyuz. Bu Kuran bir şaka değil şiir hiç değil!!!  Tarık süresinde de Yasin süresinde de Mevla tealanın buyurduğu gibi bu âlemlere vaazdır. Efendi hazretlerimiz ne güzel buyurdu ”Her kim eder emek akibet bulur yemek etmezsen emek bulamazsın yemek.” Allahu teala sa’yimizi (çalışmalarımızı) meşkur amellerimizi makbul ticaretlerimizi de lentebur (hiç kesada uğramayan bir ticaret nasib) etsin. Receb-i Şerif ayını ve regaib kandilini bütün kardeşlerimize mubarek etsin.Amin amin amin

Çarşamba, 08 Aralık 2010 20:36 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

Her derde deva

     namaz1.jpg

  İbadetler içinde namazın çok başka bir yeri olduğunu Hazreti Peygamberimiz (sav)  bizzat kendisi hadisi şeriflerinde “ Namaz dinin direğidir” fermanıyla bütün KAİNATA ilan etmiştir. Namazın büyüklüğünü ifade etmeye o pak fem-i Muhammedi’den başka hangi lisan muktedir olabilir ki? Elbette bu direk ne kadar sağlam olursa çatının altındakilerde ancak o kadar emniyettedirler.

        Bu öyle bir ibadettir ki çocuklar dahi “yedi” yaşlarına gelince bu büyük vazifeyi ifa etmeye davet edilirler. “on” yaşında hala namaz kılmak hususunda gevşeklik gösteren çocuk ebeveyni tarafından hafifçe zorlanarak  bu ulvi göreve hazırlanır.  

     

E-posta Yazdır PDF

ŞEYTANIN EN TATLI 12 SÖZÜ

ŞEYTANIN EN TATLI 12 SÖZÜ 

  

1 - BİR DEFAYLA BİR ŞEY OLMAZ 

 2 - DAHA GENCİZ. 

 3 - ALLAH (C.C) KALP TEMİZLİĞİNE BAKAR. 

 4 - ALLAH (C.C.) İLE KUL ARASINA GİRİLMEZ. 

 5 - EMEKLİ OLDUKTAN SONRA. 

 6 - ZAMAN SİZE DEĞİL SİZ ZAMANA UYUN. 

 7 - BİR ŞEY OLMAZ Allah(C.C) AFFEDER. 

 8 - BU KADAR GÜNAHTAN SONRA BİRAZ ZOR AFFEDİLİRSİN. 

 9 - FAZLA DÜŞÜNME KAFAYI YERSİN. 

 10 - CEHENDEMDE BİR SÜRE YANDIKTAN SONRA CENNNETE GİRMEYECEKMİYİZ. (Sanki kibrit çöpünün ateşine dayana biliyormuş gibi) 

 11 - BİZ BÜYÜKLERİMİZDEN BÖYLE GÖRDÜK. 

 12 - AMAN HA DİKKAT BEYNİNİZİ YIKAMASINLAR. 

  

ŞEYTAN VE 

DOSTLARI 

  

Bir gün Şeytan, dünya çapında konvansiyonel bir toplantı için tüm dostlarını çağırmış. 

Açılış konuşmasında demiş ki: 

Müslümanların Camilere gitmesini engelleyemiyoruz. Kur'an okumalarını ve gerçekleri öğrenmelerini de engelleyemiyoruz. Allah ve elçisi  ile sağlam ilişkiler kurmalarını da engelleyemiyoruz. 

Allah ile bir kere  bağlantı kurduklarında üzerlerindeki gücümüz kırılıyor. Dostları demiş ki: Gerçekten zor bir durum, peki ne yapalım? Şeytan demiş ki: Bırakın Camilere gitsinler. Fakat zamanlarını çalın, böylece Allah ve elçisi  ile bağlantı kuramasınlar.. Sizden isteğim budur 

Şeytan devam etmiş: Dikkatlerini dağıtın, böylece gün boyunca Allah ile hayati öneme sahip bağlantıyı kuramasınlar. Dostları şaşırmış: Bunu nasıl başaracağız? 

Şeytan:
Hayatın önemsiz ayrıntılarıyla zihinlerini sürekli meşgul et! Müslümanların kulaklarına şunu fısılda: Harca, harca, harca.. Borç al, borç al, borç al..'

Çocukları ile zaman geçirmelerini engelle!

Evleri ferahladıkları bir yer olmaktan çıkacaktır! Zihinlerini o kadar meşgul et ki kendi iç seslerini (oto kritik, nefis muhasebesi) dinleyemesinler! Böylece kafaları karışacak, Allah ve elçisi ile zihinsel beraberlikleri kopacaktır. Bravooo, mükemmel fikir, diye alkışlamış dostları. Durun, daha bitmedi, diye devam etmiş Şeytan:

Kahvehanelerde, doktor muayenehanelerinde,  kafe'lerde masaları gazete ve dergilerle doldur! Zihinlerini 24 saat haber bombardımanına tut! Araba kullanma esnasında tefekkür etmelerini, İnternete girenlerinin mailboxlarını, junk maillerle, sipariş  katalogları ile, bahislerle, çekilişlerle, promosyon ürünleri ile ve  boş umutlarla doldur! Gazete ve TV'leri ince yapılı güzel modellerle doldur ki kocaları dış güzelliğin önemli olduğuna inansınlar ve hanımlarından hoşlanmasınlar! Kadınların, akşamları kocalarıyla ilgilenemeyecek kadar çok yorulmasını sağla! Eğer kadınlar, erkeklerin ihtiyacı olan sevgiyi veremezlerse, erkekler  bu sevgiyi başka yerlerde arayacaklardır!

Çocuklarına namazın önemini anlatmalarını engellemek için hikaye kitaplarını tavsiye et!

Doğaya çıkıp Allahın yaratma sıfatını görmelerini engellemek için onları çok meşgul et, eğlence parklarına, fuarlara, spor karşılaşmalarına, oyunlara, konserlere, sinemalara vs götür! Oralarda kavga çıkarıp birbirlerini vurmaları sağla! Bizim işimiz fitne çıkarmaktır, bunu unutma! İslami dostluklar ve sohbetler yerine, taraftar-parti dostluklarını ve  dedikoduları teşvik et! İşte plan bu! Futbol, hayatlarının odağı olsun. Futbolcuların isimlerini çocuklarına ezberletmeyi marifet saysınlar! Ancak İslamın şartlarını merak bile etmesinler! Kurnazca plan için dostları şeytanı çılgınca alkışlamışlar ve ülkelere dağılırken Müslümanları daha fazla meşgul edeceklerine, telaş içinde oraya buraya koşuşturacaklarına, Allah'a, Elçisine ve ailelerine daha az zaman ayırtacaklarına söz vermişler.   Sence bu plan başarılı mı?
Çarşamba, 08 Aralık 2010 20:38 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

O (s.a.v.) nurumuzdur; onurumuzdur.

muhammed_gl.jpg

 

 

    Ebulleys Semerkandi hazretleri 'Tenbihul Ğafilin' adlı eserinde,  babasının şöyle bir hikayeyi anlattığını rivayet eder,    Bir ara Süfyanı-ı Sevri Kabeyi Muazzamayı tavaf ederken gözü bir adama takıldı. Adam her adımında Resulullah (sav) e salavat getiriyordu. Süfyanı Sevri ona " Ey adam; sen tesbihi tekbiri tehlili (kelime-i tevhid) terkedip daima salavatla meşgul olmaktasın. senin böyle davranmanın sebebi nedir? dedi. Adam ona dönerek "Sen kimsin. Allah sana afiyetler versin" dedi. "ben Süfyan-ı Sevriyim" dedi. "sen şu zamanda garip bir insan olmasaydın sana halimden haber vermez seni sırrıma muttali' etmezdim" dedi. Sonra adam devamla dediki ;
    "Ben ve babam birgün hac yapmak niyetiyle Beytullahil-haram'a doğru yola çıktık. Yolun bir kısmını kat'ettikten sonra babam hastalandı. Ben onu ilaçla tedavi etmeye çalıştım. Bir gece vakti ben başındayken babam vefat etti. Yüzü kapkara olmuştu. Ben "inna lillahi ve inna ileyhi raciun" dedim babamın yüzüne çarşafı çekip örttüm. Ben onun başında böylece beklerken uyku hali bana galip geldi. Rüyamda bir adam gördüm ki; ben bundan önce böyle güzel yüzlü böyle güzel elbiseli böyle güzel kokulu bir kimseyi daha görmemiştim. Adımlarını ata ata babamın yanına geldi izarı yüzünden kaldırdı elini yüzüne sürdü babamın yüzü bir anda bembeyaz oldu sonra adam dönüp giderken ben onun elbisesine yapıştım ve ona "Ey Allahın kulu! sen acaba kimsin ki Allahu teala  şu gurbet diyarında seninle babama ikramda bulundu" dedim. "beni tanıyamadın mı?" dedi. "ben Muhammed bin Abdullah Kur'anın sahibiyim (sallallahu aleyhi ve sellem) senin baban nefsine müsrif biriydi fakat bana çokça salavat getirirdi; ona ölüm vakti gelince benden yardım istedi ben ise bana çok salavat getirenin yardımcısıyım" dedi. Ve ben böylece uyandım. uyandığımda babamın yüzüne baktım bembeyazdı.

     İşte bu kıssa ve daha niceleri bize Muhammed Mustafa (sav)in bir postacı, aracı, aktarıcı, paylaşımcı gibi vasıflardan çok bir şefi'(şefaatcı) bir güzel numune ve en muazzam bir kandil ve nur olduğunu açıkça ortaya koyuyor İbnul-Hacer il- Askalani'nin buyurduğu gibi ;

محمد بشر لا كالبشر بل هو كالياقوت بين الحجر


"Muhammed beşerun la kel beşer. Bel huve kel yakuti beynel hacer"

 

"Hazreti Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) beşerdir lakin herhangi biri gibi değil, belki onun misali taşlar içinde yakutun gibi."

Nasıl dersiniz ki, Ahmed (sav) herhangi biri
O (sav) gelmeseydi silinmezdi cehalet kiri
Ona (sav) tabi olandır ancak diri
O (sav) kanatın efendisi enbiyanın reisi.

     Onun (sav) şefaatine kavuşabilmek ümidiyle, mevlid-i nebinin şehri mübarek şehru rebi-ul evvel hayırlı ve bereketli olsun. Vesselam...

Salı, 23 Şubat 2010 15:09 tarihinde güncellendi

Sayfa 1 - 2

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.