.

.

Sapmış Fırkalara

E-posta Yazdır PDF

Bidatler Mehmet Şevket Eygi | Milli Gazete

Muhterem okuyucularım... Bunları çoğunuz biliyorsunuzdur ama tekrarlamakta fayda vardır. Reformcular, BOP'çular, ılımlı İslamcılar ve benzeri bid'at cereyanlarının mensupları sinsi dolaplar çevirmektedir. Bu cümleden olmak üzere:

CAMİLERE gerekenden çok fazla sandalye ve tabure koyarak mabetlerimizi kiliseye benzetmek istiyorlar.

CUMA NAMAZINDAN sonra Müslümanların sünnet ve zuhr-i âhir namazı kılmalarına engel oluyorlar.

KUR'AN ayetlerinin bir kısmı bu devirde geçersiz ve hükümsüzdür diyerek dinin içini boşaltmak istiyorlar.

SÜNNETİN tamamını veya bir kısmını inkar ederek Ehl-i Sünnet Müslümanlığını yıkmak istiyorlar.

MEZHEPLERİ inkar ederek (Mezhepler puttur diyenleri bile var) Şeriatı ve fıkhı darbeliyorlar.

TELFİK İ MEZÂHİBİ iyi ve doğru göstererek dinimizi oyuncak etmek istiyorlar.

BÂTIL, içtihadlar yaparak kafa karıştırıyorlar.

AZILI Farmason Afganîyi büyük önder ve kurtarıcı göstererek Müslümanları doğru yoldan saptırmak istiyorlar.

KENDİ heva, re'y ve heveslerine göre Kur'anın bazı ayetlerini yanlış tercüme ediyorlar, yanlış meallendiriyorlar, yanlış yorumluyorlar.

HARİÇTEN petro-dolarlar alarak bozuk mezheplerin ve fırkaların propagandasını yapıyorlar.

MİLYONLARCA tasavvuf ve tarikat Müslümanını kafir ve müşrik ilan ederek büyük fitne çıkartıyorlar.

ALLAH gökte oturuyor diyorlar; bütün noksan sıfatlardan münezzeh olan Hak Tealaya zaman, mekan, cihet, inmek, çıkmak, yaratıklar gibi eli, ayağı, yüzü olmak gibi sıfatlar yakıştırıyorlar.

PEYGAMBERİMİZİN hadîslerini kendi akıllarına göre ayıklamak cür'et ve cesaretine kapılıyorlar.

KUR'AN kursu hocası, vaize genç hanımlardan oluşan musikî koroları kurarak erkeklere konser verdirtiyorlar.Bu ise Şeriata göre haramdır.

MARDİN'DE Kasımiyye medresesinde Dinlerarası Diyalog tiyatrosu oynuyor, çan sesleri ve Ezan sadaları arasında medrese havuzu üzerindeki salaş köprüden papazlar ve sarıklılar birlikte geçerek İslam'a taban tabana aykırı işler yapıyorlar.

REFORMCULARA, yenilikçilere, dinde değişim isteyenlere, yerli oryantalistlere yekun olarak on milyonlarca dolarlık telif ücretleri dağıtıyorlar.

BAZILARI Din-i Mübîn-i İslam ile Kemalist ideolojiyi bağdaştırmaya çalışıyor.

MÜSLÜMANLARI, sekülerleştirmeye, din ile hayatı birbirinden koparmaya çalışıyorlar.

KİMİSİ İmanın altı şartından biri olan kaderi açıkça inkar ediyor.

ŞEFAATİ, kabir ahvalini, soru meleklerini inkar edenleri var.

KUR'ANA ve Sünnete aykırı ictihadların, fetvaların, görüşlerin bini bir paraya...

KİTAP, Sünnet, icmâ-i ümmet ile sabit olan tesettürü inkar ediyorlar.

Ey Müslüman!.. Dinin temellerini sarsmaya yönelik fitnelerin pek azını yukarıda zikr ettim. Bütün uyanık, şuurlu, samimî, ihlaslı, gayretli Müslümanların dikkatlerini bu konulara çekmek istiyorum.

İslam'ı içinden yıkmak istiyorlar.

Muslih görünüp büyük fitne ve fesatlar çıkartıyorlar.

Kimse bunlara uymasın,

Kimse bunları desteklemesin,

Kimse bunların tuzaklarına düşmesin...

Biz Müslümanlar dinî konularda:

Kur'an-ı kerime,

Peygamberimizin Sünnetine ve sahih hadîslerine,

Selef-i Sâlihîne,

Müctehid imamlarımıza,

Ümmetin icmâına,

Her asırda gelen mücedditlere,

İcazetli ve ihlaslı ulemaya,

İcazetli ve ihlaslı fukahaya,

Şeriata ve dinin zahirine sımsıkı bağlı icazetli meşâyihe,

İlmiyle âmil firasetli sülehaya...

Tâbi olmalıyız.

İcazetli ve ihlaslı ulemanın, fukahanın, müfessir ve muhaddislerin, takvalı şeyhlerin, kamil mürşidlerin peşinden giden inşaallah dinini, imanını, ebedî saadetini kurtarır.

Reformcu insî şeytanların peşinden giden imanını yitirebilir ebedî felaket ve hasarete uğrayabilir.

Milyonlarca dolar telif ücreti alarak dinimizi bozmaya çalışan reformcu oryantalistlerde hayır yoktur.

Reformcuların, Ehl-i Sünnet ve Cemaate aykırı bütün iddiaları, teklifleri, yorumları, tenkitleri yanlıştır, batıldır, haksızdır.

Tuzaklarına düşmeyiniz, sakın aldanmayınız, kanmayınız.

Ashabın tamamı din konusunda âdildir... Ashaba, Tâbiîne, Tebe-i Tâbiîne, Selef-i Sâlihîne, icazetli ulema ve fukahaya, icazetli müfessirlere ve muhaddislere itaat ediniz. "Allaha, Resulüne ve sizden olan emir sahiplerine itaat ediniz" buyurulmuştur. Ulema ve fukaha bizden olan emir sahipleri sınıfındandır.

Şeytanlar dinimizi tahrif etmek, Müslümanları şaşırtmak için çalışıyor. Şeytanların oyunlarına gelmeyelim.

İktidar sahibi halifelerin sonuncusu (Hâtemi) olanSultan Abdülhamid-i Sanî zamanında İslam itikadı, fıkhı, ilmihali nasıl öğretilmiş ve uygulanmışsa biz de aynen öyle öğrenip uygulayalım.

İslam ahlakını İmamı Gazalî gibi Ehl-i Sünnet büyüklerinden öğrenelim.

Dinimizin en küçük edebini bile koruyalım.

Şeriat duvarından küçük bir çakıl taşının bile çekilmesine izin vermeyelim.

E-posta Yazdır PDF

BAYRAKTAR DA AÇILDI....

 

BAYRAKTARIN  MARİFETLERİ

Esselamu aleykum ve rahmetullahi

Kıymetli hocam, bayraktar bayraklı denilen sapık adam bu 20 nisandaki kutlu doğum haftasında KOCAELİ KARŞIYAKA kültür merkezinde konuşmacı katılacakmış. Çok sapık fikirleri var bu adamı müftülüğe şikayet edip getirtilmesine engel olmaya çalışacağım. Öncelikle sapık fikirlerinden reddiye hazırlayıp gitmem lazım müftülüğe. Bu konuda yardımınızı talep ediyorum.

BAYRAKTAR BAYRAKLI SAPIK FİKİRLERİ:

"ölü için kuran okunmaz.kur'an allah için okunur.çünkü kur'an okumak bir ibadettir. ölünün arkasından kur'an okumak şirktir. ibadette allah'a yapılır.ama bazıları şöyle diyor.biz allah için okuruz ama sevabını ölülerimize göndeririz.bu görüşde yanlıştır."

Cevab: ---------------------------------------------------------------------

كنز العمال في سنن الأقوال والأفعال - (16 / 468 )

45486- "من زار قبر أبويه أو أحدهما في كل يوم الجمعة فقرأ عنده يس غفر له. " عد - عن أبي بكر".

Kenzul Ummal 16/468 - 45486 nolu rivayet:

“Kim anne babasının veya ikisinden birinin kabrini Cuma günü ziyaret etse ve yanında Yâsin i okusa, onun için mağfiret olunur.”

كنز العمال في سنن الأقوال والأفعال - (16 / 479)

45543- "من زار قبر والديه أو أحدهما في كل يوم جمعة فقرأ عنده يس غفر الله له بعدد كل حرف منها. " عد، والخليل، وأبو الفتوح عبد الوهاب بن إسماعيل الصيرفي في الأربعين، وأبو الشيخ والديلمي وابن النجار والرافعي - عن عائشة عن أبي بكر".

45543 nolu rivayette: “Kim anne babasının veya birinin kabrini her Cuma günü ziyaret etse ve yanında Yâsin i okusa, ondan her bir harf karşılığında Allahu teala onu mağfiret eder.” (Aişe, Ebu Bekir’den rivayet etti –r.anhum)

Daha yazalım mı? Bu ve benzerlllleri sayılamayacak kadar çoktur ama porf. Lar görecek göze sahib değiller. Onların gözünü, müslümana şikr demek bürümüş mutezile gibi.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İşte Radikal Gazetesi’nden Neşe Düzel’in İlahiyatçı Prof.Dr. Bayraktar Bayraklı ile yaptığı röportajı:

Bugün Şiilik Alevilik, Vahabilik, Ehl-i Sünnetçilik... Bunlar din adına kutsanıyor. Bir hoca televizyona çıkıyor, 'Ben burada İmam-ı Azam'a göre konuşuyorum' diyor. 'Kuran'a göre konuşuyorum' demiyor. Halbuki Kuran'ı gönderen Allah. Bir din Allah'a göre konuşulur, mezhebe göre konuşulmaz.

Cevab-------------------------------------------------------------------------------------------

Dini anlayıp açıklayanlar ve onların sözlerini aktaranların gayesi nedir? Allahın emir ve yasaklarını açıklamak, ilmi doğru bir şekilde beyan etmektir. Bunu beyan edenler, ister ashab olsun, ister sonra gelenler olsun, hepsinin şahıslarında beyan edilen ilim Allahın muradına uygun olursa makbul olur ve sünnete muvafık diye isimlendirilir yani ehli sünnet. Uygun değilse haktan ayrılmış sünnetten sapmış dalalet yolu diye isimlendirilir.

Peygamberler ve alimlerden söz alan Allahu teala, onların açıklamalarını görmek istediğinden, “Şayet bilmiyorsanız ilim ehline sorun.” Buyurmuştur.

Ayrıca Resulullah s.a.v alimin içtihad edip isabet etmesi durumunda iki ecir alacağını, isabet edemeyince yine bir ecir alacağını bildirmiştir. O halde alimlerin isimlerine kafayı takan zavallılar, kendi isimlerine niçin kafa takmıyorlar???? Kendilerimi fetva verecek Allahın dinini açıklayacak?????

Mezheblerin zuhurundaki zarureti anlamayacak kadar kalın kafalı olana ne diyelim????

Halbuki kendi zırvaları da bir başka mezheb olmuş ta haberi yok……

--------------------------------------------------------------------------------------------

# Başı açık namazın olmayacağını söyleyen kitap yok. Yasaklayabilecek otorite de yok. Kadın camiye gider, namazı başı açık kılar. Engelleyemeyiz (1)

# Kuran kadın-erkek birlikte namazı yasaklamıyor. Ama peygamberimizin uygulaması var. Kadın, erkekle aynı safta değil, kendi yerinde namaz kılar (2)

# Mezhepler 'din' haline getirildi. Kuran-ı Kerim'i egemen kılarsak, mezhepler dökülecek. Kuran'dan bilgiyi alırsak, hataları ortaya çıkacak (3)

Cevablar: --------------------------

(1) Kadının tesettürünü beyan eden fıkıh kitablarını gözüne sokmak lazım ki ozaman Kur’anı anlar belki. Aişe r.anha validemizin beyan ettiği

لحديث عائشة رضي الله عنها أن النبي صلى الله عليه و سلم قال : ( لا يقبل الله صلاة حائض إلا بخمار )

“Allahu teala hayız olan (yaştaki) kadının namazını ancak örtü ile kabul eder.” rivayetini ne yapacak? Bunada kalkıp hayızlı namaz kılar demesin bu kalın kafalılar….

(2) Kur’anda namazın hükmünü beyan eden ayetlerde erkeklerin peşinden kadınların zikredilmesine işaret ederek Resulullah Sallallahü Aleyhi ve Sellem buyurdu:

“Allahu tealanın, onların zikrini geri bıraktığı gibi, siz de onları (namaz safında) geri bırakın” Bu açıklamayı, ayete dayandıran Efendimiz s.a.v şimdiki duruma o zamanda el koymuş….

(3) Mezhebleri emreden ayetleri görememiş zavallı, zira ayetler akıl sahiblerine hitab ediyor: “Ey akıl sahibleri, ibret alın” Bu ayetlerin tefsirleri, kıyası yani müçtehidlerin ilmi dira-yetlerini kullanarak hükümleri açıklamalarını, yani mezheblerini ifade etmelerini söylüyor…

FETVALARI:

* Erkekle kadının tokalaşması günah mıdır? Peygamber efendimizin kadınlarla tokalaştığını okumuştum. Medine K./SAMSUN

Soruyu sen cevaplandırdın, bana niye soruyorsun.

Cevab------------------------------------------------

Bu verdiği cevabın ilmi bir yönü varmı? Polemikle dini karıştırmışlar, akıl felsefe mugalata ile insanları şaşırtıyorlar.

Nebi s.a.v buyurdu:

“Kim, kendisine yol (mahremlik bağı) olmayan kadına dokunursa, kıyamet günü avuçlarına ateşten bir köz konur.”

من مس كف امرأة ليس منها سبيل وضع على كفه جمرة يوم القيامة

Ayrıca resulullah s.a.v bey’at esnasında kadınlara da dokunmamıştır.

عون المعبود - (8 / 113)

وقال النووي هذا الاستثناء متقطع وتقدير الكلام ما مس امرأة قط لكن يأخذ عليها البيعة بالكلام فإذا أخذها بالكلام قال اذهبي فقد بايعتك

Nevevi derki: Kelamın takdiri: Asla hiçbir kadına dokunmadı, lakin ondan söz ile bey’at aldı. Söz ile bey’atı alınca, şöyle dedi: Git, muhakkak seninle bey’at ettim.

-----------------------------------------------------------------------------------

· Hz. İsa'nın kıyamet gününe yakın bir zamanda tekrar yeryüzüne gelip İslam'ı hâkim kılacağı söyleniyor. Bu doğru mu? Eğer gelecekse insanlar nasıl tanıyıp da ona inanacak? B.L./İSTANBUL

Hz. İsa tekrar bu dünyaya gelmeyecektir. Bu konu Hıristiyanlıkla alakalıdır. Kuran'a göre Hz. İsa eceliyle ölmüştür. Oysaki Hz. İsa peygamber olarak dünyaya gelse Kuran'daki Hz. Peygamber'in son peygamber olduğu ilkesi ortadan kalkmış olur. Aslında sorunuza uzun cevap vermek gerekiyor. Buradaki dar alanımız buna müsaade etmemektedir. Zaman içerisinde bu konuyu yazacağım. O zaman daha doyurucu malumat bulacaksınız.

Cevab--------------------------------------------------------------

İsa a.s ın nuzulü tevatürle sabittir, inkarı adamı felakete götürür. Ayeti kerimelerin delaleti ve hadisi şeriflerin de kati ifadesiyle bu iş dinin zaruriyyatından olmuştur, inkarı tartışma konusu olacak kadar kolay değil. H.karaman bile sonunda sözünü değiştirmeye mecbur kaldı, ve –inişini inkar etmiyorum, ama ne zaman olacağını kimse bilemez- dedi.

إتحاف الخيرة المهرة - (8 / 141)

7663- وعن ابن عباس , رضي الله عنهما , قال : {إنه لعلم للساعة} , قال : نزول عيسى ابن مريم , عليه السلام.

رواه مُسَدَّد موقوفًا ورواته ثقات.

İbni Abbas r.anhuma şu ayete “O, elbette saat/kıyamet için ilimdir.” Şöyle mana verdi: Meryemoğlu İsa’nın inişidir.

التبويب الموضوعي للأحاديث - (1 / 22125)

فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم لا تكون حتى يكون فيها عشر الدجال والدخان والدابة وطلوع الشمس من مغربها ونزول عيسى بن مريم ويأجوج ومأجوج وثلاثة خسوف خسف بالمشرق وخسف بالمغرب وخسف بجزيرة العرب وآخر ذلك نار تخرج من عدن

Resulullah s.a.v buyurdu: “Kıyamet, on şey olmadıkça kopmaz. Deccal, duman, dabbe, güneşin battığı yerden doğması, İsa’nın inişi, ye’cüc ve me’cüc, üç yer batması…..”

صحيح البخاري- طوق النجاة - (4 / 168)

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَيُوشِكَنَّ أَنْ يَنْزِلَ فِيكُمْ ابْنُ مَرْيَمَ حَكَمًا عَدْلًا فَيَكْسِرَ الصَّلِيبَ وَيَقْتُلَ الْخِنْزِيرَ وَيَضَعَ الْجِزْيَةَ وَيَفِيضَ الْمَالُ حَتَّى لَا يَقْبَلَهُ أَحَدٌ

Buharinin şu rivayeti tevatür derecesindedir: “Nefsim kudret elinde olan Allaha yemin olsun ki, Meryemoğlu İsa’nın aranıza inmesi elbette yakındır. Adaletli hakem olarak iner, haçı kırar, hınzırları öldürür, vergiyi kaldırır, mal o kadar bollaşır ki kimse onu kabul etmez.”

-----------------------------------------------------------------------------

http://www.yazarx.com/FYasamMagazin/prof-dr-bayraktar-bayrakli/14-03-2010/kuran,-kadinin-degeri-ve-haklari/205919.aspx

* Öldüğümüz zaman dünyayla irtibatımız tamamen kesiliyor mu? Ruhlar âlemi nasıl bir âlemdir? M.L./SAMSUN

Öldüğümüz zaman dünyayla ilişkimiz tamamen kesilmektedir. Ruhlar âlemi diye bir âlem yoktur. Çünkü öldükten sonra ruhumuz Allah'a dönmektedir. Nasıl dönüyor ve nerede bulunuyor meselesi hakkında bir bilgimiz yoktur.

Cevab-----------------------------------------------------

Kabir alemini şu hadisi şerif açıklıyor:

المعجم الأوسط - (8 / 272)

قال النبي صلى الله عليه و سلم القبر روضة من رياض الجنة أو حفرة من حفر النار

Resulullah s.a.v buyurdu: “Kabir cennet bahçelerinden bir bahçedir, veya ateş çukurlarından bir çukurdur.”

Ayrıca azab gören iki kişinin –Söz gezdirmekten ve idrar sıçrantısından azab gördüğünü- beyan eden hadisi şerifi hatırlatırız.

Ayeti kerime de, “Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin, bilakis onlar diridirler, siz farkında değilsiniz.”

Başka bir ayette onların rızıklandırıldıkları zikrediliyor.

Diğer bir ayette –Firavun ve ehline sabah akşam ateş gösteriliyor…. Denmiştir, tefsirinde, kabir azabının delili olduğu söylendi.

Dularında Resulullah s.a.v şöyle demiştir:

إتحاف الخيرة المهرة - (1 / 153)

وَمِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَعَذَابِ جَهَنَّمَ .

“Ya Rabbi! Kabir azabından ve cehennem azabından sana sığınırım”

Olmayan şeyden mi sığınıyor ve bizleri de sığındırıyor? Aklınızı başınıza alın….

--------------------------------------------------------------------

· Ben âdet olduğum zaman da Kuran okumak istiyorum. Bazıları okunamaz diyor. Kuran'da böyle bir hüküm var mı? H.T./Kocaeli

Âdet olduğun zaman Kuran okumanda bir sakınca yoktur. Çünkü Kuran'da âdet olan kadının Kuran okuyamayacağına dair herhangi bir hüküm yoktur.

Cevab-----------------------------------------------------

Hayızlı ve nifas olan kadınlar hakkında bir çok mesele sayıldı, 134. sünde şöyle der:

13 - تحرم قراءة القرآن ولو آية واحدة لحديث ابن عمر رضي الله عنهما قال : قال رسول الله صلى الله عليه و سلم : ( لا يقرأ الجنب والحائض شيئا من القرآن )

Bir ayette olsa Kur’an okuması (hayızlı) için haramdır. İbni Ömer r.anhuma hadisi vardır: Resulullah s.a.v buyurdu: “Cünüb ve hayızlı olan, Kur’andan bir şey okuyamaz.”

Ancak dua niyetiyle okumasına izin verildi Rabbena duaları gibi.

Diğer hükümlerinde şunlar zikredildi: Hayızlı nifaslı kadınlar namaz kılamaz, oruç tutamaz, mescide giremez, tavaf yapamaz, kocası ile ilişkiye giremez, mushafa dokunamaz. V.s.

-------------------------------------------------------------

Seferiyken farz namazlarını iki rekat kılıyoruz. Şimdi ulaşım artık çok kolaylaştı. Ben seferi değil de normal kılmak istiyorum, olmaz mı? İsmet Z./Bursa

Seferi olmak için Nisa Suresi'nin 101. ayetine göre hayat tehlikesi veya ağır bir meşakkat olması lazım. Günümüzde söylediğin gibi uzak yerlere çeşitli taşıtlarla gidilmektedir. Hayat meşakkati yoksa Türkiye'nin neresine gidersen git seferi değilsin. Ama hayat tehlikesi olduğu yerde dışarı çıktığın an seferi olursun. Onun için Allah, Kuran'da seferiliği zaman ve mekâna göre hükme bağlamamış, hayat tehlikesine göre bağlamıştır.

http://www.yazarx.com/FYasamMagazin/prof-dr-bayraktar-bayrakli/12-03-2010/insanlar-adaleti-yaniltabilir-ama/205158.aspx

cevab--------------------------------------------------------------

Ayeti kerimenin tefsirleri şöyle der:

Yeryüzünde sefere çıktığınız vakitte, kafirlerin sizi fitnelen dirmesinden korkarsanız namazdan kısaltmanızda sizin üzerinize bir günah yoktur. Nisa:101

Sefere çıktığınız zaman kafirlerin size saldırmasından korkarsanız namazı kısaltmanızda bir günah yoktur. Bu hüküm, daha sonra tüm yolculara şamil olup namazın kısaltılmasına ruhsat verilmiştir. Korku olsun olmasın bütün yolcular aynıdır. Bu hususta Hazreti Ömer Resulullaha sorunca, buyurdu ki

“Sadakadır” Allahu Teala bununla tasadduk etti. Onun sadakasını kabul edin.”

Namazı kısaltmazsanız Allahu tealanın hediyesini ret etmiş gibi olursunuz. Ayrıca sefer hükümlerini beyan eden hadisi şerifler, yolcunun üç gün mesh edebileceğini beyan ediyor. Oruç tutmamasına izin verildiğini ayeti kerime beyan ediyor. Demek ki yolculuk tahakkuk edince defer hükümleri geçerlidir. Vasıtaların rahatlığı önemli olmaz, asıl önemli olan kendi vatanından evinden barkından aile fettlerinden ayrıldığı için mutlaka meşakkat hasıl olur düşünce keder fazla olur, bir an evine geri dönmeyi arzular. Bu durum ibadetlerde kolaylığa ruhsat verilmesine sebeb oldu… Aynı illetler şimdide var. Şu hadisi şerif bunu beyan eder:

أمثال الحديث لأبي الشيخ الاصبهاني - (1 / 74)

" السَّفَرُ قِطْعَةٌ مِنَ الْعَذَابِ ، يَمْنَعُ أَحَدَكُمْ نَوْمَهُ وَطَعَامَهُ وَشَرَابَهُ

Resulullah s.a.v buyurdu: “Sefer, azabtan bir parçadır. Sizden birinin uykusunu yemesini içmesini men eder.”

O halde seferdeki illet şunlardan men etmek olunca, o zaman sefer hüküm sabit olur. Mantıkla dini yorumlarsanız şeytan gibi – ben ondan daha hayırlıyım- dersiniz.

-----------------------------------------------------------------------

·

· Ölenler kabirde günahlarından dolayı ayrıca bir azap görecekler mi? Yaptıklarımızdan dolayı zaten cennet veya cehenneme girmeyecek miyiz? Ahmet TAK/KAHRAMANMARAŞ

Kabirde yeniden bir diriliş olmayacaktır. Böyle düşünenler reenkarnasyon yapmış oluyorlar. Oysa ki bizim dirilişimiz, kıyametin kopmasıyla beraber olacaktır. Dirilmenin olmayacağı mezarda azap da olmaz. Çünkü ruhun olmadığı yerde azaba yer yoktur. Diğer taraftan Yüce Allah, Rad Suresi'nin 34. ayetinde, "Onlara dünya hayatında azap vardır. Ama ahiret azabı daha şiddetlidir" demektedir. Görüldüğü gibi, dünya ve ahiret azabından bahsedilirken kabir azabı diye bir kavram Kuran'da geçmemektedir. Bu kabir azabının varlığını iddia edenler, Kuran'a ilave yapmaktadırlar ve uydurma hadislere dayanmaktadırlar. Biraz daha geniş düşünürsek, mezarı olmayan, yani kabri olmayan pek çok insan vardır. Bunlardan biri de Firavun'dur. Peki, nasıl azap görmektedir? Netice olarak diyebiliriz ki kabirde azap yoktur.

Cevab--------- -------------------------------------------------

Kabir azabı hakkında geride malumat yazmıştık tekrarını buraya alalım….

Kabir alemini şu hadisi şerif açıklıyor:

المعجم الأوسط - (8 / 272)

قال النبي صلى الله عليه و سلم القبر روضة من رياض الجنة أو حفرة من حفر النار

Resulullah s.a.v buyurdu: “Kabir cennet bahçelerinden bir bahçedir, veya ateş çukurlarından bir çukurdur.”

Ayrıca azab gören iki kişinin –Söz gezdirmekten ve idrar sıçrantısından azab gördüğünü- beyan eden hadisi şerifi hatırlatırız.

Ayeti kerime de, “Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin, bilakis onlar diridirler, siz farkında değilsiniz.”

Başka bir ayette onların rızıklandırıldıkları zikrediliyor.

Diğer bir ayette –Firavun ve ehline sabah akşam ateş gösteriliyor…. Denmiştir, tefsirinde, kabir azabının delili olduğu söylendi.

Dularında Resulullah s.a.v şöyle demiştir:

إتحاف الخيرة المهرة - (1 / 153)

وَمِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَعَذَابِ جَهَنَّمَ .

“Ya Rabbi! Kabir azabından ve cehennem azabından sana sığınırım”

Olmayan şeyden mi sığınıyor ve bizleri de sığındırıyor? Aklınızı başınıza alın….

إتحاف الخيرة المهرة - (1 / 281)

عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ الله صَلَّى الله عَلَيه وسَلَّم : إِنَّ عَامَّةَ عَذَابِ الْقَبْرِ مِنَ الْبَوْلِ ، فَتَنَزَّهُوا مِنَ الْبَوْلِ.

İbni Abbas r.anhuma Resulullah s.a.v in şöyle dediğini bildirdi: “Muhakkak kabir azabının ekserisi idarar (sıçraması) sebebiyledir. İdrardan sakınınız.”

إطراف المسند المعتلي بأطراف المسند الحنبلي - (9 / 469)

12732 - حديث دخل علي رسول الله صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وأنا في حائط من حوائط بني النجار فيه قبور منهم قد ماتوا في الجاهلية فسمعهم وهم يعذبون فخرج وهو يقول استعيذوا بالله من عذاب القبر قال قلت يا رسول الله وإنهم ليعذبون في قبورهم ؟ فقال نعم عذابا تسمعه البهائم

Şu rivayette ashabtan biri Neccar oğulları kabristanına yakın bir duvara yaslanmış olduğunu ve cahiliye döneminde ölenelerin orda azab edilişlerinin sesini işittiğini gelip REsulullaha s.a.v haber verdi. Ve dedi: Ya Resulellah! Onlar kabirlerinde azab oluyorlar mı?

Buyurdu: “Evet, öyle bir azab ki hayvanlar onu işitiyor.”

Hayvanlar işitmiş te, bazıları bu hadisi ve benzerlerini işitmemiş…..

------------------------------------------------------------------------------

* Yılbaşını yakın akrabalarımızla evimizde kutlayacağız. Yeni yılın gelişini kutlamak günah mıdır? Oğuz ALPSOY/Sivas

- Yılbaşını ahlak kuralları içinde kutlamanın günah olduğunu kimse söyleyemez. O kutlamada neler yaptığınız önemlidir. Alkol alıyorsanız ve ahlak dışı işler yapıyorsanız, onlar günah olur. Yılbaşını kutlamak bir dini mesele değildir, kültür meselesidir. Onun için hangi kültürler yılbaşını kutluyor ise ona benzemenin kültürel bir sakıncası olup olmadığına bakılabilir.

Cevab------------------------------------------------------------

Kültür nerden kaynaklanır? O ahalinin örfü adetinden. İslami hükümlerin icra ve tatbikinde örfün ne kadar önemli olduğunu bilmiyorlarmı?

Selem akti neyle sabit? Örfle, kiralama akitleri arazi yarılığa verilmesi vakif hükümlerinin bir çoğu v.s. pek çok hüküm örfle sabittir. O halde bir milletin örfüne tabi olanlar onların hükmüne dahil olurlar.

“Kim bir kavme benzerse o da onlardandır.” Hadisi şerifi bu gibi meselelerde büyük tehdittir.

Yılbaşını kutlayanlar yani Hıristiyanlar bunu din adına is anın güya doğumu adına yapmaktadırlar, siz buna kültür meselesi demekle işi yumuşatamazsınız. Diyalogçulardan farkınız kalmaz.

--------------------------------------------------------

· Bir hoca televizyonda, saçları siyaha boyatmanın haram olduğunu söyledi. Saçları boyatmak günah mı, siyaha boyatmanın dinimizde özel bir hükmü var mı? Zeynep ÖZGÜ/Malatya

- Saçları boyatmak günah değildir. Ancak boya saç ve deride bir tabaka oluşturuyorsa cünüplüğünüz gitmez. Tabaka oluşturmuyorsa hiçbir sakınca yoktur.

Cevab-----------------------------------------

Kına gibi sityah olamayan tabii bir şeyle boyamak caizdir. Siyah boyalar kişiyi genç ve daha güzel gösterir, üstelik altına su gitmez. Başkasını aldatmak caiz değildir.

-------------------------------------------------------------------------------

· Dinimizde faizin haram olduğu belirtiliyor. Benim bir miktar param var. Enflasyon karşısında değer kaybetmemesi için faizle bankaya yatırdım. Günah mı işlemiş oldum? Osman KARA/İzmir

- Kendin harcamaman gerekiyor. Aldığın farkı bir fakire, bir öğrenciye burs olarak verebilirsin.

Cevab--------------------------------------------

Yani kendi yemediği şeyi başka bir müslümana mı yedirecek vay be….

Ancak namazsız sarhoş birine faiz olduğunu söylerek verilebileceğini eski bir alim söylemiştir.

----------------------------------------------------------------------------

* İşimden dolayı namazlarımı vaktinde kılamıyorum. Öğle ile ikindiyi ve akşam ile yatsıyı birleştirebilir miyim? Elif AKAR/Ankara

- Buna 'cem' yani iki namazı birleştirerek kılmak diyoruz. Hz. Peygamber bunu uygulamıştır. Yaptığın doğrudur.

Cevab------------------------------------------------------------------------

Resulullah’ın s.a.v yaptığı ile bahsettiğin şeyin ne alakası var. Resulullah s.a.v öğleni geciktirmiş ve vakti çıkmadan evvel kılmıştır, orda bekleyerek ikindiyi de kendi vakti girince kılmış ve yola çıkmıştır. Bu uygulama, senin dediğine ne bakımdan benziyor????

Üstelik Efendimiz s.a.v bu gibi uygulamaları belli bir zaman sonra tamamen terk etmiş bir daha yapmamaıştır, bununla takva olan usulün cem etmemek olduğu belirmiş ve Hanefi mezhebinin görüşü sabit olmuştur.

----------------------------------------------------------------------------

· Bu sene hacca gitmeyi planlıyorum. Kocam vefat etti. "Hacca gitmen için yanında bir erkek yakının olması gerekir" diyorlar. Tek başıma gidemez miyim? E.C./Konya

Günümüzde hacca gidişler gruplar halinde uçakla yapılmaktadır. Gruplarda kadın arkadaşların olacaktır. Pasaportlarınızla ilgilenecek olan görevliler olacak, hac ibadetinizi de din görevlileriyle yapacaksınız. Tek başınıza hacca gitmenize bu şartlarda sakınca görmüyorum. Yasak, kendine sahip çıkamayacak kadınlar içindir.

Cevab------------------------------------------------------

Hadisi şerif derki:

“Allaha ve ahıret gününe iman eden hiçbir kadın, mahremi olmadan sefere çıkmasın….”

Bu hükümler kıyamete kadar bakidir, değişecek olsaydı onu haber verirdi…

Mahremsiz hacca giden kadın haram işlemiş olur..

التمهيد لما في الموطأ من المعاني والأسانيد - (21 / 55)

صلى الله عليه وسلم قال " يا نساء المؤمنات لا تخرج امرأة مسيرة ليلة إلا ومعها ذو محرم" .

Nebi s.a.v buyurdu: “Ey mü’min kadınlar topluluğu! Hiçbir kadın, yanında mahremi olmadığı halde, bir günlük sefere çıkmasın.”

Başka rivayetlerde iki günlük, başka rivayetlerde üç günlük dendi. Bu mesafe yürümekle olan üç günlük mesafedir ki 90 km kadardır. Buraki incelik kadının yalnız kalıp zelil olmamasıdır. Profun dediği gibi her şeyin hazırlanmış olması, görevlilerin varlığı v.s. kolaylıklar işi cevaza döndürmez, zira kadının başına gelecek ağır hastalık ölüm veya kaybolma gibi durumlarda kim vebali yüklenecek????

-------------------------------------------------------------------------------------

· Resmi nikâh kıydıktan sonra ayrıca dini nikâh kıymak da şart mı?

Resmi nikâh kıyıldıktan sonra imam nikâhı kıydırmak gerekmez. Çünkü resmi nikâh yeterlidir. Nikâhın dinlisi dinsizi, imamlısı imamsızı olmaz. Çünkü nikâh bir akittir. Hz. Peygamber 25 yaşında evlendi, o zaman İslam dini yoktu. Onun nikâhı imamlı mıydı? Müslüman olmayan ülkelerde kıyılan nikâhlar geçersiz midir? Hz. Peygamber'in babası hangi nikahla evlendi? Kuran'da "Ebu Leheb'in karısı, Firavun'un karısı" denmektedir. Onların nikâhı olmasaydı Yüce Allah "karısı" der miydi? Bu konuyu daha geniş bir şekilde ana makale olarak yazacağım.

Cevab---------------------------------------------------

Cahiliye dönemi veya başka dinler ve cemiyetlerdeki merasimlerin, İslam kaidelerine göre tatbikini, kıyaslamak ne kadar doğru ve akla uygundur?

O zamanki merasimler de zaten şahitler veya veliler iki tarafın evliliğini bilerek ilan ederlerdi.

Size sorulan soruda resmi nikah denen ve sadece imza ile icra edilen uydurma bir tatbikat.

Şayet resmi muamele yapılşırken iki tarafa -aldın kabul ettin mi?- diye sorulsa ve bunu en az iki şahit duysa o zaman zaten dini nikah olmuştur.

--------------------------------------------------------------------------

· Annem ve babam vefat etti. Namazlarımda onlar için dua ediyorum. Günahlarının affedilmesini diliyorum. Onlar için hayır yapıyorum. Bunun bir kıymeti yok mu? Z.T./Çorum

Ölmüş annen ve baban için af dilemen ve onlara rahmet okuman doğrudur. Fakat onlar için amel/hayır yapamazsın. Çünkü herkesin ameli kendisine aittir. Kimse kimsenin ameliyle cennete gidemez.

Cevab: -----------------------------------------------------------------------------------

مشكاة المصابيح مع شرحه مرعاة المفاتيح - (8 / 137)

عن مجاهد عن ابن عباس رضي الله عنهما قال : قال رسول الله {صلى الله عليه وسلم} : ما الميت في قبره إلا كالغريق ينتظر دعوة تلحقه من أبٍ أو أمٍ أو صديقٍ ، وإن الله ليدخل من الدعاء على أهل القبور كأمثال الجبال ، وإن هدية الأحياء إلى الأموات الاستغفار لهم . زاد الرازي : والصدقة عنهم - انتهى

Mişkat-ul Mesabih 8/137 Mücahid, İbni Abbas’tan r.anhuma şöyle dediğini rivayet etti:

Resulullah Sallallahü Aleyhi ve Sellem buyurdu: “Kabrinde ölü, ancak boğulan gibidir. Babasından veya annesinden veya arkadaşından gelen bir dua bekler.

Muhakkak Allahu teala, dua sebebiyle kabir ehline dağlar gibi sevabları girdirir. Dirilerin, ölülere hediyesi, onlar için istiğfardır.”

Razi şunu ziyade etti: Onlar adına sadaka vermek.

شرح صحيح البخارى ـ لابن بطال - (3 / 378)

( صلى الله عليه وسلم ) : ( ينقطع عمل ابن آدم بعد موته إلا من ثلاث : صدقة تجرى بعده ، أو علم علمه يعمل به ، أو ابن صالح يدعو له

Buhari şerhi ibni Battal 3/378

Nebi Sallallahü Aleyhi ve Sellem buyurdu: “Âdemoğlunun ameli, ölümünden sonra kesilir, ancak üç kişi hariçtir. Kendinden sonra devam eden sadaka. Veya Öğretip kendisi ile amel edilen ilim. Veya kendisine dua eden salih evlat.”

Bu ve benzeri rivayetleri inkar ederse kişi ne olur???? Bid’at yolunda sapmış ve saptırmış olur.

--------------------------------------------------------------------------------

·

* Ben kendi halinde ibadetlerini yapmaya çalışan bir Müslüman'ım. Dinimi yaşamak için illa bir tarikata girmeme gerek var mı? Elif H./Ankara

Kendi kendine Allah'a yapman gereken ibadetleri yerine getirmen doğrudur. Herhangi bir tarikata girmen şart değildir. Tarikat yol demektir. Biz Allah'ın yolundan gideriz. Bu yolu da Kuran belirler ve Hz. Peygamber de o yola davet eder. Biz o yola girmekle yükümlüyüz. Zaten biz Fatiha Suresi'ni okurken, "Yarabbi bizi doğru yola ilet" diye dua ederiz.

Cevab--------------------------------------------

Tarikat farz değil vacib değildir, ancak büyük bir sünnettir, zira kişinin bir alime kamile tabi olması sünnettir. Ashabı kiram hepsi Ebu Bekre r.a. tabi oldular, emrine boyun eğdiler.

Onların tatbiki Müslüman için örnektir, kendinden kamil olan bir Allah dostuna tabi olmak lazımdır. Zira islamın kemali ihlas ile olur, ihlas ancak tasavvuf ile olur.

----------------------------------------------------------

* Bir tanıdığım var. Bir işi yolunda gitse "Şeyhim bilmem kimin yardımıyla oldu" diyor. Yanında fotoğrafını taşıyor. Bunlar doğru mu? A.H./İstanbul

Bu söylem şirktir. Bize yardım eden, sıkıntımızı gideren, problemlerimizi çözen Allah'tır. Bunun şeyhinden olduğunu söylemekse şirke götürür. Bu arkadaşınızı uyarmanızda yarar var. Fotoğrafını yanında niçin taşıdığı da önemlidir. Bir insan bir insanın resmini taşır ama arkadaşı olduğu için taşır. Fakat onunla rabıta kurmak için taşıyorsa bu çok tehlikelidir. Bu sorunuz çok önemlidir ve dinin temel kurallarından birini teşkil etmektedir.

Cevab----------------------------------------------

Cahil birinin sözüyle tarikatı rabıtayı tasavvufu inkar etmek çok yanlış. O zaman Şiilerin yanlışına bakarak Hazreti Ali ye r.a. kusur getirirsiniz. Hıristiyanların sözüyle İsa a.s. hakkında noksanlık edersiniz.

İşin hakikatını anlamıyorsanız ehline sorun.

“Sadıklarla beraber olun” ayeti, bizlere iyi kulların bedenen veya gönülle yanlarındas olmamızı onlarla birlikte hareket etmemizi bildiriyor. Yakındaysa yanına varırız, uzaktaysa nasıl beraber olacağız? ANCAK RABITA İLE….

Buna göre rabıta dinin emridir, inkarı tehklikelidir…..

-------------------------------------------------------------------------

Bu ve benzeri bir çok cevab sitemizde vardır….

www.alikarahoca.net

 

Pazartesi, 19 Nisan 2010 11:46 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

Hıristiyan, Şii Kolkola

rahp.jpg

 

 

 

Kur'an'a saldıran papaz bakın neyi kullandı?
Kur'an-ı Kerim üzerinde şüphe uyandırmaya çalışan papazlar ve misyonerler İslam Dünyası'nda yazılan bazı eserleri örnek vererek kafaları karıştırmaya çalışıyor...

     Misyonerlik faaliyetleri yapan bir kısım Hıristiyan din adamı İslam'a ve Kur'an'a saldırıda sınır tanımıyor. Arapça Hıristiyanlık propagandası yapan televizyon kanallarında İslam hakkında konuşan ve Müslümanların kutsal kitabı Kur'an-ı Kerim üzerinde şüphe uyandırmaya çalışan papazlar ve misyonerler İslam Dünyası'nda yazılan bazı eserleri örnek vererek kafaları karıştırmaya çalışıyor.
Mısır'da misyonerlik faaliyetleri yapan Mısırlı papaz Zekeriya Butros kitle iletişim araçlarını kullanarak, İslam dini üzerine Müslümanların kafasını karıştıracak konuları ele alıyor. İslam dünyasından bulduğu uydurma delillerle misyonerlik faaliyetlerini sürdüren Butros, bu sefer de Kuran'ın tahrif edildiğini ispatlamaya çalıştı.

    Hıristiyanlık propagandası yapan "Es'iletun ani'l-İman" (İman hakkında sorular) isimli programda Şia imamlarından Nuri Et-Tabersi'nin "Faslu'l-Hitab fi İsbati Tahrifi Kitabi Rabbi'el-Erbab" (Rablerin Rabbi'nin Kitabının Tahrif Edildiğine Dair Kesin Hüküm) isimli kitabını örnek gösteren Mısırlı papaz Zekeriya Butros, kitabı kameralara doğru tutarak ve yakın plandan çekimini yaptırarak reklamını yaptı.

    Bizzat Müslümanların önemli bir aliminin böyle bir kitap yazarak Kur'an-ı Kerim'in tahrif edildiğini kesin bir şekilde ispat ettiğini öne süren Zekeriya Butros, Nuri Et-Tabersi'nin kitabında yer alan uydurma rivayetlerden de örnekler vererek, Tabersi ve kitabı hakkında bilgi sahibi olmayan Müslümanların kafasını karıştırmakla kalmıyor, bu şekilde Kur'an'a ve İslam'a ilgi duyan Hıristiyanlara da Müslümanların elindeki mevcut Kur'an'ın gerçek olmadığı mesajını vermeye çalışıyor.

   Kitabın internette de bulunduğunu ve hangi siteden indirebileceklerini de bildiren Zekeriya Butros, Nuri Et-Tabersi'nin kitabında yer alan asılsız rivayetlerden de örnekler vererek "Kur'an'ın toplanması ve toplanmasının sebebi hakkında gelen rivayetler ve toplamanın yapılış şekli onda noksanlık olma ihtimalini göstermektedir. Kur'an'ın telifi müminlerin telifine muhaliftir" dediğini kaydetti. Butros, Hz. Ali'nin kendine özel bir Kur'an'ı olduğununun ve onda mevcut Kur'an'dan daha fazla ayet bulunduğunun Nuri Et-Tabersi'nin kitabında belirtildiğini ifade etti.

    Öte yandan, Mısırlı papaz Zekeriya Butros'un televizyon ekranlarında Kur'an-ı Kerim hakkında söylediği bu sözlere tepki gösteren Müslüman alimler, Nuri Et-Tabersi'nin kitabının uydurma rivayetlerle dolu olduğunu belirterek İslam alimlerinin Hıristiyan misyonerlere fırsat vermemek için Nuri Et-Tabersi ve benzerlerinin iddiaları hakkında Müslümanları ve Hıristiyanları bilgilendirmeleri gerektiğini söyledi.

***VİDEODAKİ DİYALOĞUN TÜRKÇESİ***

   Sunucu: Şia ulemasından çokça duyduğunuzu söylediniz. Bunlardan birisini bize açıklayabilir misiniz? Mesela Nuri Et-Tabersi ne diyor bu konuda?

   Mısırlı papaz Zekeriya Butros: "Nuri Et-Tabersi'nin kitabına daha önce işaret etmiştim, burada kamera önünde bir kez daha göstereyim. Bu kitabın ismi "Faslu'l-Hitab fi İsbati Tahrifi Kitabi Rabbi'el-Erbab" (Rablerin Rabbi'nin Kitabının Tahrif Edildiğine Dair Kesin Hüküm) Hüseyin Muhammed Takiy En-Nuri Et-Tabersi. Bu kitaba Şia'nın internet sitesinden de ulaşabilirsiniz. Bu kitap tabii ki başlığıyla yani 'Rablerin Rabbi'nin Kitabının Tahrif Edildiğine Dair Kesin Hüküm' şeklinde biliniyor. Başlığı gerçekten çok çarpıcı: "Tahrif Edildiğine Dair Kesin Hüküm". Yani şüphe yok. Kitapta Kur'an'ın tahrif edildiğine dair çok kuvvetli ve muazzam rivayetler var. Yani şuanki mevcut Kur'an'ın tahrif olduğuna dair. İşte bunlardan bazıları: "Kur'an'ın toplanması ve toplanmasının sebebi hakkında gelen rivayetler ve toplamanın yapılış şekli onda noksanlık olma ihtimalini göstermektedir. Kur'an'ın telifi mü'minlerin telifine muhaliftir Hz. Ali'nin kendine özel bir Kur'an'ı vardı ve onda mevcut Kur'an'dan daha fazla ayet vardı. Ayrıca Abdullah İbn-i Mesud'un elinde de şuanki Kur'an'da olmayan bazı şeyler vardı. Ubey İbn-i Kaab da öyle... Şimdi bu Kur'an'ların hiç birisi de mevcut değil... İbn-i Affan Kur'an'ı topladığında bazı ayet ve kelimeleri düşürdü ve bu mushaflar arasında ihtilaf ortadadır. Yani içerisinde yazarların hataları vardır."

E-posta Yazdır PDF

Kerbela mı tahrik mi?


ia.jpgMuhammed Özkılınç

Kerbela mı tahrik mi?
 

Kerbela faciası, İslam tarihinin tartışmasız en trajik hadisesidir. Başta Hüseyin (ra) olmak üzere Resulullah (sav) ın ehli beytinden. Yetmiş üç kişinin vahşice şehit edilmeleri, İslam ümmetini derinden sarsmış ve hala da acısı yüreklerde devam etmektedir.

Bu sebepledir ki, başta Yezid olmak üzere bu vahşetin faillerini şiddetle ve nefretle kınamayan yoktur. Hatta bir çok ehli sünnet alimi de dahil birçok alimler, iman etmiş bir kimseye lanet okunmak caiz olmadığı halde, yezide lanet etmeyi dahi caiz görmüşlerdir.

Aynı sebepten dolayı, hiçbir ehli sünnet ailenin, çocuklarına yezid ismini koyduğuna rastlamazsınız. Hatta Muaviye (ra) ciddi hataları da olsa Resulullah (sav) ın vahiy katipliğini yapmış bir sahabe olmasına rağmen, onun ismini de ehli sünnette neredeyse bulamazsınız.

Ayrıca İslam aleminin tüm ehli sünnet ailelerinde, Resulullah (sav) ın isminden sonra en çok ehli beytin isimleri kullanılır. En çok ta; Ali (kv) Hasan, Hüseyin, Fatıma, (Rıdvanullahi aleyhim) nın isimleri. Hatta ehli sünnetin bazı camilerinde, Allah (cc) Resulullah (sav) ve dört halifenin isimlerinden sonra, Resulullah (sav) ın torunları olan Hasan ve Hüseyin (ra) in isimleri yazılır.

Ehli sünnetin tüm mezheplerinde, ehli beyte zekat verilmesi caiz değildir. Çünkü zekat, malın kiri konumunda dır, ehli beyt ise ümmetin efendileri olup onların muhtaçlarına ihtiyaçları oranında beytül maldan özel maaş bağlanır. Yani ehli beyt, tüm ümmet için baş tacıdır, Hüseyin (ra) in soyundan olanlara “SEYYİD” Hasan (ra) ın soyundan gelen mü’minlere de “ŞERİF” ünvanı verilmiştir. Şianın yaptığı ise daha çok ehli beyt sevgisi altında sahabe ve ahli sünnet düşmanlığıdır maalesef.

Pazar, 03 Ocak 2010 08:16 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

İRAN IN GİDİŞİ


   
iran_bayra.jpgİsmail Yaşa

İran’ın hataları
 

Ne Suruş’un Hamaney’i ağır bir dille eleştirdiği mektubunu yazacağım...

Ne de El-Kuds El-Arabi Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdülbari Atwan’ın “İran Irak’ı karıştırabilir” başlıklı makalesini...


Ayetullah Muntazari’nin vefatının ardından Kum’da, İsfahan’da ve Necefabad’da yüzlerce muhalifin polisle çatıştığından veya Üsame Bin Ladin’in ailesinin İran’da rehin tutulduğundan da bahsetmeyeceğim.

Bugün, Arap Dünyası’nda İran’ı savunduğu için bazı kesimler tarafından ‘İran kalemi’ olmakla suçlanan Filistin asıllı yazar Yasir Ez-Zeâtira’nın değerlendirmelerine yer vereceğim.

Yasir Ez-Zeâtira ne Siyonistlerin ne de Amerika’nın adamı...

Arap rejimlerine muhalif tavrıyla ve direnişi destekleyen duruşuyla bilinen bir isim...

El-Cezire’nin internet sitesinde geçenlerde “Ahtaau İran tusaahimu fii azlihaa Arabiyyen” (İran’ın hataları Araplar tarafından soyutlanmasına yardımcı oluyor) başlığıyla bir analizi yayınlandı.

İşte bu makaleden bazı alıntılar yapacağım.

Arapça bilenlerin makalenin tamamını okumasını öneririm.

Arap ülkelerinin İran’a karşı tavırlarının sadece Amerika’ya yaranmak maksadıyla olmadığı değerlendirmesinde bulunan Yasir Ez-Zeâtira, Arap ülkelerinin İran’dan gerçekten korktuğunu ve İran’ın da yanlış politikalarıyla bu korkuları beslediğini söylüyor.

Bu noktada Ez-Zeâtira; ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Orgeneral David Petraeus’un İran ile ilgili sözlerini hatırlatıyor.

Petraeus, Fox News kanalına yaptığı açıklamada, “Ortaklıklarımızı geliştirdiğimiz bu dönemde, İranlılar hâlâ Ortadoğu’yu ve Orta Asya’yı kapsayan Merkez Kuvvetler Komutanlığı için en iyi asker sağlayıcılar” demiş ve İranlı liderlerin Körfez’in karşı yakasındakileri kaygılandırdığını söylemişti.

Filistinli yazarın işaret ettiği bu konuda Araplar arasında gerçekten şöyle bir inanç var:

“Av köpeğinin avı ürkütüp avcının eline düşmesini sağladığı gibi, İran’ın Körfez ülkelerini tehdit eden açıklamaları ve politikaları da bu ülkelerin Amerika’nın kucağına düşmesine neden oluyor.”

Petraeus’un sözleri işte bu inancı doğruluyor.

Yasir Ez-Zeâtira’nın İran politikalarını hatalı gördüğü bir konu da Irak...

İran’ın ısrarla Irak’ı kendisine bağlı mezhepçi bir devlet olarak görmek istemesine ve işgalden bu yana Sünni Arapların hedef alınmasında İran’ın rolüne değindikten sonra İran’ın Irak’ta mevcut politikalarına devam etmesi halinde Arapların ve Sünnilerin de İran’a karşı hassasiyetlerinin devam edeceği uyarısında bulunuyor.

İran’a, Irak’ta mezhepçiliği bir kenara bırakan ve vahdeti öne çıkaran daha olumlu bir politika izlemesini öneriyor.

Yasir Ez-Zeâtira, Şii mezhebini yayma faaliyetleri etrafında koparılan fırtınayı mübalağalı bulduğunu söyledikten sonra, İran’ın etekleri altından çıkan bu tür faaliyetleri dizginlemesi gerektiğini belirtiyor.

Filistinli yazara göre İran’ın işlediği hatalardan biri de Husiler...

Husiler konusunun karmaşık olduğunu ifade ettikten ve bu sorunla ilgili en büyük günahın Yemen rejimine ait olduğuna inandığını söyledikten sonra İran’ın bu konudaki hatalarını şu şekilde sıralıyor:

“Zeydilerden küçük bir grubun Caferi mezhebine geçirilmesi, Husilerin silahlandırılması ve savaşa açıkça müdahale anlamına gelecek siyasi söylem...”

Yasir Ez-Zeâtira, İran’ın Husiler konusundaki mezhepçi söyleminin, bölge ülkelerindeki Şii azınlıkları ‘Tahran’ın truva atı’ gibi gösterdiğine de dikkat çekiyor.

Filistinli yazarın “dost acı söyler” prensibiyle dile getirdiği bu hatalar ve uyarılar, Tahran’daki yönetim tarafından ne derece kabul görür bilemeyiz...

Fakat en azından, kara propagandanın etkisiyle gözleri kapananların belki bir ölçüde gözlerinin açılmasına vesile olur.
Cuma, 25 Aralık 2009 19:15 tarihinde güncellendi

Sayfa 3 - 11

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.